TCK Madde 30 - Hata

1) Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır.

(2) Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.

(3) Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.

(4) (Ek fıkra: 29/6/2005 – 5377/4 md.) İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz.

Hata

TCK Madde 30 - Hata Madde Gerekçesi

Madde metninde çeşitli hata halleri düzenlenmiştir.

Birinci fıkrada suçun maddi unsurlarında hataya ilişkin hükme yer ve­rilmiştir. Kast, suçun kanuni tanımındaki maddi unsurların bilerek ve istene­rek gerçekleştirilmesidir. Bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik veya yanlış bilgi sahibi olunması durumu ise, maddi unsurlarda hata olarak adlandırılır. Böyle bir hata kastın varlığına engel olur. Örneğin, kişi vestiyerden kendisi­ninki zannederek başkasının paltosunu alır. Keza, kişi gece karanlığında vahşi bir hayvan zannıyla hareketli bir cisme ateş eder. Ancak, gerçekte bu hareket eden cisim bir insandır ve dolayısıyla; bu insan ölür veya yaralanır. Örnek olarak verilen bu olaylarda failin bilgisi gerçeğe uysaydı; işlediği fiil haksızlık teşkil etmeyecekti. Bu nedenle hata durumunda kasten işlenmiş bir suçtan söz etmek mümkün değildir.

Fıkrada ayrıca, maddi unsurlarda hata halinde, taksirle sorumluluğa ilişkin hükme yer verilmiştir. Buna göre, meydana gelen neticeye ilişkin olarak gerekli dikkat ve özen gösterilmiş olsaydı böyle bir netice ile karşıla­şılmazdı şeklinde bir yargıya ulaşılabiliyorsa; taksirle işlenmiş bir suç söz konusu olur. Ancak bu durumda neticenin taksirle gerçekleştirilmesinin ka­nunda suç olarak tanımlanmış olması gerekir. Bu nedenle, kendisinin sana­rak başkasının çantasını alan kişinin yanılgısında taksirin varlığı kabul edilse bile; kanunda hırsızlık fiilinin ancak yararlanma kastıyla işlenebileceği belirtildiği için; böyle bir olay dolayısıyla ceza sorumluluğu doğmayacaktır. Buna karşılık, av hayvanı zannederek gerçekte bir insana ateş edip onun ölümüne neden olan kişinin bu hatasında taksiri varsa, adam öldürme ka­nunda taksirle işlenen bir suç olarak da tanımlandığı için, böyle bir olayda fail, taksirle adam öldürme suçundan dolayı sorumlu tutulacaktır.

Kastın varlığına engel olan hata, suçun sadece temel şekline ilişkin unsurlar hakkında değil, aynı zamanda failin daha ağır veya hafif ceza ile cezalandırılmasını gerektiren nitelikli unsurları bakımından da ortaya çıka­bilir. İkinci fıkra ile kişinin, suçun nitelikli unsurlarına ilişkin hatasından yaralanması öngörülmüştür.

Hükümet Tasarısının 23 üncü maddesinin birinci fıkrasında 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 52 nci maddesinde düzenlemeye paralel olarak şa­hısta hata ve hedefte sapma hali düzenlenmiştir.

“Şahısta hata” aslında bir ve ikinci fıkra hükümleri bağlamında düşü­nülmesi gereken bir durum olduğu için, bu hususa ilişkin ayrı bir hükme yer verilmesi gereksiz görülmüştür.

Keza, hedefte sapma hali ile ilgili olarak bu madde kapsamında dü­zenleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Çünkü hedefte sapma durumunda bir hata söz konusu değildir. Bu durumda suçların içtimaı hükümleri kapsa­mında değerlendirilmesi gereken bir sorun söz konusudur. Nitekim, uygulamada da hedefte sapma, suçların içtimaı ve özellikle fikri içtima bağla­mında ele alınmaktadır.

Hükümet Tasarısının 23 üncü maddesinin 3 üncü fıkra veya bendinde düzenle­nen “hukuka uygunluk nedenlerinde hata” ile ilgili hüküm, bölüm başlığına paralel olarak değiştirilmiştir. Madde metnindeki “hukuka uygun­luk neden­leri” yerine, “ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler” ibaresi konulmuştur. Somut olayda söz konusu nedenlere ait koşulların ger­çekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanabilecektir. Ancak, bu­nun için hatanın kaçınılmaz olması gerekir. Hatanın kaçınılabilir olması durumunda ise, kişi işlediği fiilden dolayı sorumlu tutulacak ve fakat bu hata, temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulacaktır.

( TCK Madde 30 - Hata) Emsal Yargıtay Kararları

Yargıtay CGK, 06.04.2022, E.2021/360, K.2022/363

Sanık, suç tarihinde 14–15 yaş aralığında bulunan mağdurenin yaşını bilmediğini ileri sürmüştür.
Yargıtay, tarafların yaklaşık dokuz ay süren birlikteliği, mağdurenin öğrenim durumu ve sanığın çelişkili beyanlarını dikkate alarak, yaş konusunda esaslı hataya düşüldüğünün kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır.
Bu nedenle TCK m.30 hükümlerinin uygulanamayacağına karar verilmiştir.


Yargıtay CGK, 19.11.2019, E.2018/27, K.2019/644

Sanık, geçmişte yaşanan hırsızlık olayı nedeniyle evine yeniden hırsız girdiğini zannederek, alaca karanlıkta pencere yönüne ateş etmiş ve eşi olan maktulün ölümüne neden olmuştur.
Yerel mahkeme, sanığın olası kastla öldürme suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, sanığın basit dikkat ve özen göstermesi hâlinde saldırının mevcut olmadığını anlayabilecek durumda olduğunu, bu nedenle hukuka uygunluk sebebinde kaçınılmaz hata içinde bulunmadığını belirtmiştir.
Bu itibarla TCK m.30/3 kapsamında cezasızlık veya indirim uygulanamayacağı, sanığın doğrudan kastla sorumlu olduğu kabul edilmiştir.


Yargıtay 2. CD, 12.04.2018, E.2017/4536, K.2018/2171

Sanık, başkasına ait otomobili kendi malı sanarak almıştır. Yerel mahkeme hırsızlık suçundan ceza vermiştir. Yargıtay, sanığın kastının bulunmadığını, suçun maddi unsurunda hata içinde hareket ettiğini belirterek beraat kararı verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.


Yargıtay 1. CD, 15.03.2013, E.2012/3167, K.2013/2145

Sanık, kendisine saldırıldığını zannederek karşılık vermiş, saldırının mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Yerel mahkeme sanığı mahkûm etmiştir. Yargıtay, hukuka uygunluk sebebinde hata nedeniyle kastın bulunmadığını ve sanığın beraat etmesi gerektiğini belirtmiştir.


Yargıtay CGK, 02.02.2010, E.2009/6-215, K.2010/28

Sanık, yürürlükten kaldırılan bir yasa hükmünün geçerli olduğunu düşünerek fiili işlemiştir. İlk derece mahkemesi ceza vermiştir. Yargıtay, failin kaçınılmaz hata içinde bulunduğunu ve kusurluluğunun bulunmadığını kabul etmiştir.


Yargıtay 1. CD, 17.10.2005, E.2005/2267, K.2005/3341

Sanık, mağduru öldürmek amacıyla boş tabanca ile ateş etmiştir. Yerel mahkeme kasten öldürmeye teşebbüs suçundan ceza vermiştir. Yargıtay, fiilin objektif olarak imkânsız olduğunu belirterek işlenemez suç kapsamında beraat kararı verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.


Yargıtay 6. CD, 23.06.2016, E.2015/8321, K.2016/2932

Sanık, gündüz vakti olduğunu düşünerek eve girmiş, fakat olay gece vakti gerçekleşmiştir. İlk derece mahkemesi “gece vakti hırsızlık”tan mahkûmiyet vermiştir. Yargıtay, failin gece olduğunu bilmediğini belirterek basit hırsızlıktan hüküm kurulması gerektiğine hükmetmiştir.


Yargıtay CGK, 2017/412

Sanık, ABD’de edindiği silahları Türkiye’ye getirmenin yasak olduğunu bilmediğini ileri sürmüştür.
Yerel mahkeme, sanığı 6136 sayılı Kanuna muhalefetten mahkûm etmiştir.
Yargıtay, sanığın eğitim düzeyi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması, yalnızca bir silahı beyan edip diğerlerini gizlemesi dikkate alındığında, fiilin haksızlık oluşturduğu konusunda kaçınılmaz hata içinde bulunmadığını kabul etmiştir.
Bu nedenle TCK m.30/4 uygulanamayarak mahkûmiyet kararı onanmıştır.


Yargıtay CGK, 2016/1236

Sanık, mağdurenin 15 yaşını doldurmadığını bilmeden rızaya dayalı cinsel ilişkiye girdiğini savunmuştur.
Yerel mahkeme, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan mahkûmiyet kararı vermiştir.
Yargıtay, mağdurenin görünümü, sanıkla uzun süreli iletişimi ve sanığın yaş farkı dikkate alındığında, yaş konusunda esaslı ve kabul edilebilir bir hatanın bulunmadığını belirtmiştir.
Bu nedenle TCK m.30/1 uygulanmamış, mahkûmiyet hukuka uygun bulunmuştur.


Yargıtay 9. CD, 23.01.2023, E.2022/15321, K.2023/540

Olay tarihinde 14 yaş 6 aylık olan mağdurenin, sanığa yaşını 16 olarak söylediği ve sanığın mağdureyi olay günü ilk kez tanıdığı anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan gözlemde mağdurenin 16–17 yaşlarında göründüğü tespit edilmiştir.
Yargıtay, sanığın mağdurun yaşında esaslı hataya düştüğünü kabul ederek, eylemin suç oluşturmadığını ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.


Yargıtay 16. CD, 25.01.2018, E.2017/3335, K.2018/361

Sanık, FETÖ/PDY’nin terör örgütü olduğunu bilmediğini savunmuştur.
Yargıtay, örgütün kamuoyunca terör örgütü olarak bilinir hâle gelmesinden sonra da faaliyetlerin devam etmesini dikkate alarak, sanığın bu savunmasına itibar etmemiştir.
Bu nedenle hata hükümleri uygulanmamış ve mahkûmiyet kararı onanmıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

TCK 30 neyi düzenler?

Fiilin maddi unsurlarında, nitelikli hâllerinde ve ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlerde hatanın ceza sorumluluğuna etkisini düzenler.

Maddi unsurlarda hata kastı ortadan kaldırır mı?

Evet. Suçun maddi unsurlarını bilmeyen kişi kasten hareket etmiş sayılmaz; ancak taksirli sorumluluk hâli saklıdır.

Nitelikli hâllerde hataya düşen kişi nasıl değerlendirilir?

Fail, suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerine ilişkin hatasından yararlanır.

Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde hata ne zaman dikkate alınır?

Bu nedenlerin gerçekleştiği konusunda kaçınılmaz bir hataya düşülmüşse, kişi bu hatadan yararlanır.

Haksızlık oluşturduğu konusunda hata cezayı kaldırır mı?

İşlenen fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi cezalandırılmaz.