Ceza Hukuku

Ceza Hukukunda Hata (Yanılma)

Ceza hukukunda hata, failin gerçekleştirdiği fiil ile bu fiile ilişkin algısı, bilgisi veya değerlendirmesi arasında uyumsuzluk bulunması hâlini ifade eder. Hata, failin fiili işlerken suçun unsurlarına, hukuki niteliğine ya da fiilin sonuçlarına ilişkin yanlış bir kabule dayanması durumunda ortaya çıkar. Türk Ceza Kanunu, hatayı ceza sorumluluğunu etkileyen bir kurum olarak düzenlemiş ve bazı hata türlerinin kastı ortadan kaldırabileceğini, bazılarının ise kusurluluğu kaldıran veya azaltan sonuçlar doğurabileceğini kabul etmiştir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda hata, tek tip bir kurum olarak değil; farklı hukuki sonuçlara yol açan çeşitli görünümleriyle ele alınmıştır. Bu bağlamda hata, esaslı hata ve kaçınılmaz hata ayrımı çerçevesinde değerlendirilmekte; her bir hata türü, failin cezai sorumluluğu bakımından farklı sonuçlar doğurmaktadır.

Türk Ceza Kanunu’nun 30. maddesi, hata hâllerini dört fıkra hâlinde düzenleyerek; suçun maddi unsurlarında hata, suçun nitelikli hâllerinde hata, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlerde hata ile fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda hatayı açık biçimde hüküm altına almıştır.

Türk Ceza Kanunu’nda Hata Hükümlerinin Sistematiği

Türk Ceza Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca hata hâlleri şu şekilde düzenlenmiştir:

  • Suçun kanuni tanımındaki maddi unsurlara ilişkin hata

  • Suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerine ilişkin hata

  • Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ilişkin kaçınılmaz hata

  • Fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz hata

Bu düzenleme ile kanun koyucu, hatanın yalnızca fiilin unsurlarına değil, aynı zamanda failin kusurluluğuna ve hukuki değerlendirmesine ilişkin sonuçlar doğurabileceğini kabul etmiştir. Hata hükümleri, kural olarak doğrudan kastla işlenen suçlar bakımından uygulama alanı bulmakta; olası kast hâllerinde hata hükümlerinin uygulanması mümkün olmamaktadır.

Suçun Maddi Unsurlarında Hata

Suçun maddi unsurlarında hata, failin fiilin konusuna, mağdura, suçun maddi unsurunu oluşturan olgulara veya fiilin gerçekleşme koşullarına ilişkin yanılgı içinde olması durumunu ifade eder. Türk Ceza Kanunu’nun 30/1 fıkrası uyarınca, fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen kişi, kasten hareket etmiş sayılmaz.

Bu tür hatada fail, fiili bilerek gerçekleştirmesine rağmen suçun maddi unsurunu oluşturan bir gerçeği yanlış algılamakta veya hiç bilmemektedir. Bu nedenle kast unsuru oluşmaz. Ancak suçun taksirli hâlinin kanunda ayrıca düzenlenmiş olması durumunda, failin taksirli sorumluluğu saklı tutulur.

Örneğin, başkasına ait bir eşyayı kendi malı sanarak alan kişi, hırsızlık suçunun maddi unsuru olan “başkasına ait eşya” unsurunda hataya düşmüş olur. Bu durumda failin hırsızlık kastıyla hareket ettiği kabul edilemez. Aynı şekilde, bir kimsenin otoparkta kendi aracına çok benzeyen başka bir aracı alarak götürmesi hâlinde de suçun maddi unsurunda hata söz konusu olur.

Suçun maddi unsurlarında hatanın kastı ortadan kaldırabilmesi için hatanın esaslı nitelikte olması gerekir. Failin yanılgısı, suçun oluşumunu doğrudan etkileyen bir unsura ilişkin olmalıdır. Ayrıca, fiilin taksirle işlenebilir bir suç olarak düzenlenmemiş olması hâlinde failin cezalandırılması da mümkün değildir.

Mağdurun yaşının suçun maddi unsuru olduğu hâllerde, yaş konusunda yanılma da suçun maddi unsurlarında hata kapsamında değerlendirilir. Bu gibi durumlarda, failin gerçekten yanılgı içinde olup olmadığı; taraflar arasındaki ilişki, olayın koşulları ve failin algı imkânları dikkate alınarak belirlenir.

Suçun Nitelikli Unsurlarında Hata

Suçun nitelikli unsurlarında hata, failin suçun temel şekli bakımından bilgi sahibi olmakla birlikte, cezayı artıran veya azaltan nitelikli hâlin gerçekleştiğini bilmemesi durumunu ifade eder. Türk Ceza Kanunu’nun 30/2 fıkrası, nitelikli hâllere ilişkin hatanın fail lehine sonuç doğuracağını açıkça düzenlemiştir.

Fail, suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlinin somut olayda gerçekleştiğini bilmiyorsa, bu nitelikli hâlden sorumlu tutulamaz. Bu durumda fail yalnızca suçun temel şeklinden cezalandırılır. Aynı şekilde, daha az cezayı gerektiren nitelikli hâle ilişkin hataya düşülmesi hâlinde de fail bu hatasından yararlanır.

Örneğin, gece vakti işlendiğinde daha ağır ceza öngörülen bir suçun işlendiği sırada failin gecenin varlığından haberdar olmaması hâlinde, nitelikli hâl uygulanmaz. Yine, kamu malı olduğunu bilmediği bir mala zarar veren fail hakkında, kamu malına zarar verme nitelikli hâli uygulanmaz.

Nitelikli unsurların kişiye bağlı olması hâlinde failin hatasından yararlanması mümkündür. Buna karşılık, fiile bağlı nitelikli hâllerde, failin hataya düşmesi durumunda dahi nitelikli hâlin uygulanması söz konusu olabilir. Bu ayrım, nitelikli unsurun hukuki niteliğine göre belirlenir.

Failin kast ettiğinden daha ağır bir neticenin gerçekleşmesi hâlinde de fail, yalnızca kastettiği netice bakımından sorumlu tutulur. Kast edilmeyen ağır sonuçtan dolayı cezai sorumluluk doğmaz.

Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenlerde Hata

Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ilişkin hata, Türk Ceza Kanunu’nun 30/3 fıkrasında düzenlenmiştir. Bu hüküm uyarınca, bu tür nedenlerin koşullarının gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, hatasından yararlanır.

Bu kapsamda, hukuka uygunluk nedenleri ve kusurluluğu etkileyen hâller bakımından yanılgıya düşülmesi mümkündür. Fail, meşru savunma, zorunluluk hâli, haksız tahrik, kanunun hükmünü veya amirin emrini yerine getirme gibi nedenlerin mevcut olduğunu sanarak fiili işlemiş olabilir.

Hatanın kaçınılmaz olması hâlinde fail cezalandırılmaz veya ceza sorumluluğu azalır. Buna karşılık, hatanın kaçınılabilir olması durumunda fail cezalandırılır; ancak cezada indirim yapılabilir. Hatanın kaçınılmaz olup olmadığı, olayın koşulları, failin kişisel özellikleri ve özen yükümlülüğü dikkate alınarak belirlenir.

Fiilin Haksızlık Oluşturduğu Hususunda Hata (Haksızlık Yanılgısı)

Türk Ceza Kanunu’nun 30/4 fıkrasında, fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz hatayı düzenlemektedir. Bu hükme göre, işlediği fiilin haksızlık teşkil ettiğini bilmeyen ve bu konuda kaçınılmaz bir yanılgı içinde bulunan kişi cezalandırılmaz.

Kişinin fiilin suç olarak tanımlandığını bilmesi şart değildir. Ancak, fiilin toplumsal düzen açısından haksızlık oluşturduğunun farkında olması beklenir. Fail, bu bilince sahip olmadan ve kaçınılmaz bir yanılgı içinde hareket etmişse, cezai sorumluluk doğmaz.

Bu tür hatanın değerlendirilmesinde failin eğitim durumu, sosyal çevresi, bilgi seviyesi ve olayın gerçekleştiği koşullar birlikte dikkate alınır.

Hukuksal Hata ve Ceza Kanunlarını Bilmemek

Hukuksal hata, kişinin hukuk normunu yanlış yorumlaması veya normun kapsamı hakkında yanılmasıdır. Kural olarak, ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz. Bu ilke, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin doğal bir sonucudur.

Ancak, TCK 30/4 kapsamında kalan ve fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz yanılgı hâllerinde bu genel kuralın istisnası kabul edilmiştir.

İşlenemez Suç ve Sözde Suç Kavramları

İşlenemez suç, failin kastla hareket etmesine rağmen suçun gerçekleşmesinin objektif olarak imkânsız olduğu durumları ifade eder. Fail, suç işlediğini düşünerek hareket eder; ancak suçun maddi unsurları gerçekleşmez.

Sözde suç ise, failin suç olduğunu zannettiği bir fiilin aslında hukuka uygun olması hâlidir. Bu durumda ortada cezalandırılabilir bir fiil bulunmadığından ceza sorumluluğu doğmaz.

Şahısta Hata ve Hedefte Sapma

Şahısta hata, failin hedef aldığı kişi ile fiilin yöneldiği kişi arasında yanılgıya düşmesi hâlidir. Türk Ceza Kanunu, şahısta hatayı bağımsız bir hata türü olarak düzenlememiş; bu durumu suçun maddi veya nitelikli unsurlarında hata kapsamında değerlendirmiştir.

Hedefte sapma ise, failin iradesinin değil, hareketinin sapması sonucunda neticenin farklı bir kişi veya nesne üzerinde gerçekleşmesidir. Hedefte sapma hâlinde hata hükümleri uygulanmaz; suçların içtimaı kuralları çerçevesinde değerlendirme yapılır.

Sonuç Niteliğinde Genel Değerlendirme

Türk Ceza Kanunu’nda hata kurumu, failin kusur yeteneği, kastı ve hukuki değerlendirmesi ile doğrudan bağlantılı olarak ele alınmıştır. Hatanın türüne göre kastın ortadan kalkması, kusurluluğun azalması veya tamamen kaldırılması mümkün olabilmektedir. Bu nedenle hata hâllerinin her somut olayda, kanuni düzenlemeler çerçevesinde ve olayın özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.