Tehiri İcra Kararının Mevcut Hacizlere Etkisi
İcra iflas hukukunda, yerel mahkeme tarafından verilen bir kararın temyiz edilmesi kural olarak takibi durdurmamaktadır. Bu süreçte borçlunun, takibin ilerlemesini engellemek adına başvurduğu en önemli mekanizmalardan biri "tehiri icra" (icranın geri bırakılması) kurumudur. Ancak uygulamada, bu kararın alınma zamanı ile daha önce tatbik edilen hacizlerin akıbeti konusunda çeşitli hukuki uyuşmazlıklar yaşanmaktadır.
Tehiri İcra ve Mehil Vesikası Süreci
Borçlu, yerel mahkeme ilamını tehiri icra talepli olarak temyiz ettiğinde, icra müdürlüğünden uygun bir teminat karşılığında mehil vesikası alır. Bu vesika, Yargıtay’dan icranın geri bırakılması kararı getirilene kadar borçluya tanınan bir hazırlık süresidir. Bu sürecin temel amacı, haksız olma ihtimali bulunan bir ilamın, üst mahkeme incelemesi sonuçlanmadan infaz edilmesini önlemektir.
Kararın Takibi Durdurma Niteliği
Hukuki terminoloji ve yerleşik yargı kararları ışığında, tehiri icra kararının mahiyeti "mevcut durumu korumak" üzerine kuruludur. Bu karar, icra takibini bulunduğu aşamada dondurur. Diğer bir ifadeyle, icra dosyası kapsamında yeni bir işlem yapılmasını engeller ancak o ana kadar usulüne uygun şekilde tamamlanmış işlemleri geriye yürütmez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarına göre (Örneğin; E. 2014/1283, K. 2014/3936); tehiri icra kararı alınmış olsa bile, bu karar takibi olduğu yerde durdurur; fakat karardan önce uygulanan haciz işlemlerini ortadan kaldırmaz.
Mehil Vesikasından Önce Konulan Hacizlerin Geçerliliği
Bir icra takibinde haciz işleminin yapıldığı tarih ile mehil vesikasının verildiği tarih arasındaki sıralama, haczin akıbetini belirleyen en kritik unsurdur. Eğer alacaklı, borçlu henüz mehil vesikası almadan önce yasal haklarını kullanarak borçlunun banka hesaplarına veya mal varlığına haciz tatbik etmişse, bu işlem yasaya uygun kabul edilmektedir.
Haciz tarihi, ilamın verilmesinden sonra ancak mehil vesikasının düzenlenmesinden önce ise, bu hacizler geçerliliğini korur. Borçlunun daha sonra teminat yatırmış olması veya mehil vesikası almış olması, geçmişe etkili bir sonuç doğurarak bu hacizlerin kaldırılmasını (fekki) zorunlu kılmaz.
Mahkemelerin Hacizlerin Kaldırılması Talebine Yaklaşımı
Uygulamada bazen borçlular, teminat sundukları gerekçesiyle mevcut hacizlerin kaldırılmasını talep edebilmektedir. Ancak yüksek mahkeme kararları, bu talebin reddedilmesi gerektiği yönündedir. Çünkü:
Tehiri icra, takibi "olduğu yerde" durduran bir işlemdir.
Durdurma etkisi, mevcut hacizlerin hukuki varlığını sona erdirmez, sadece satış gibi sonraki aşamalara geçilmesini engeller.
Alacaklının, henüz mehil vesikası verilmemiş bir aşamada alacağını teminat altına almak için haciz talep etmesi hukuka uygundur.
Sonuç olarak, icranın geri bırakılması süreci işletilmeden önce tesis edilen hacizler, takibin durmasıyla kendiliğinden ortadan kalkmaz. Bu durum, hem alacaklının haklarının korunması hem de icra hukukundaki usul ekonomisi ve işlem güvenliği ilkesinin bir gereğidir.
Tehiri icra, kesinleşmeyen (istinaf ya da temyiz edilen) ilamların icrasının ertelenmesi anlamına gelmektedir. Bunu basitçe şöyle örneklendirmek mümkündür: Bir işçilik alacağına ilişkin dosya yerel mahkemede karara çıktı. Bu dosyanın icraya konu edilmesi için kararın kesinleşmesi gerekmemektedir. Bu durumda kural olarak karar aleyhine sonuçlanan davalının/borçlunun icrayı durdurması mümkün değildir. İşte bu yöntemle birlikte teminat karşılığında kararın icrası dosya kesinleşinceye kadar ertelenmiş olur.
T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2014/1283
K. 2014/3936
T. 13.2.2014
* TEHİRİ İCRA KARARI (Alınmış Olsa Bile Bu Kararın Takibi Olduğu Yerde Durdurduğu/Karardan Önce Uygulanan Haciz İşlemlerini Ortadan Kaldırmadığı - Borçlunun Mehil Vesikasını Almadan Önce Alacaklının Alacağını Temin İçin Banka Hesaplarındaki Parayı Haczettirmesinde Yasaya Uymayan Bir Yön Olmadığı)
* TAKİBİN DURMASI (Tehiri İcra Kararı Alınmışsa Bu Kararın Takibi Olduğu Yerde Durdururacağı/Karardan Önce Uygulanan Haciz İşlemlerini Ortadan Kaldırmayacağı - Borçlunun Mehil Vesikasını Almadan Önce Alacaklının Alacağını Temin İçin Banka Hesaplarındaki Parayı Haczettirmesinin Yasaya Uygun Olduğu)
* HESAPDAKİ PARANIN HACZİ (Haczin Kaldırılması İstemi/Takibin Durması - Borçlunun Mehil Vesikasını Almadan Önce Alacaklının Alacağını Temin İçin Banka Hesaplarındaki Parayı Haczettirmesinin Yasaya Uygun Olduğu/Şikayetin Reddi Gereği)
* HACİZLERİN FEKKİ (Haciz Tarihinin İtirazın İptaline Dair Verilen Karardan Sonra Ancak Mehil Vesikası Verilmesinden Önce Olduğu - Tehiri İcra Kararı Alınmış Olsa Bile Bu Kararın Takibi Olduğu Yerde Durdurduğu/Karardan Önce Uygulanan Haciz İşlemlerini Ortadan Kaldırmadığı)
2004/m.110
ÖZET : Olayda, alacaklının talebi ile haciz işlemi yapıldıktan sonra teminatın kabulüne dair kararın alınması üzerine 60 günlük mehil vesikası verilmiş ve borçlu vekilince aynı tarihte hacizlerin de fekki talep edilmiştir. Bu durumda haciz tarihi, itirazın iptaline dair verilen karardan sonra, ancak mehil vesikası verilmesinden öncedir. Her ne kadar şikayet tarihinde borçlu Yargıtay'ın ilgili dairesinden tehiri icraya dair karar getirememiş ise de, tehiri icra kararı alınmış olsa bile bu karar takibi olduğu yerde durdurur, karardan önce uygulanan haciz işlemlerini ortadan kaldırmaz. O halde borçlunun mehil vesikasını almadan önce alacaklının alacağını temin için banka hesaplarındaki parayı haczettirmesinde yasaya uymayan bir yön olmayıp mahkemece şikayetin reddi gerekir.
DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği düşünüldü:
KARAR : Borçlu vekili tarafından icra mahkemesine yapılan başvuruda, takibe karşı yapılan itirazın kısmen iptaline dair mahkeme kararının tehiri icra istemli olarak temyiz edildiği, yeterli ve geçerli teminat verilmesine rağmen alacaklı tarafından haciz talebinde bulunularak banka hesaplarındaki paralara haciz konulduğu iddia edilerek teminat gösterilip mehil vesikası alınmış olması sebebiyle hacizlerin kaldırılması talep edilmiş, mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir.
Mehil vesikası verilmesi ve bilahare tehiri icra kararının sunulması sadece takibi olduğu yerde durdurur, daha önce yapılmış olan hacizlerin kaldırılmasını sağlamaz.
Somut olayda, alacaklının talebi ile 27.2.2013 tarihinde haciz işlemi yapıldıktan sonra teminatın kabulüne dair kararın alınması üzerine 6.3.2013 tarihinde 60 günlük mehil vesikası verilmiş ve borçlu vekilince aynı tarihte hacizlerin de fekki talep edilmiştir. Bu durumda haciz tarihi, itirazın iptaline dair verilen karardan sonra, ancak mehil vesikası verilmesinden öncedir. Her ne kadar şikayet tarihinde borçlu Yargıtay'ın ilgili dairesinden tehiri icraya dair karar getirememiş ise de, yukarda izah edildiği üzere tehiri icra kararı alınmış olsa bile bu karar takibi olduğu yerde durdurur, karardan önce uygulanan haciz işlemlerini ortadan kaldırmaz.
O halde borçlunun mehil vesikasını almadan önce alacaklının alacağını temin için banka hesaplarındaki parayı haczettirmesinde yasaya uymayan bir yön olmayıp mahkemece şikayetin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İ.İ.K.nun 366 ve H.U.M.K.nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2015/16063
KARAR NO : 2015/16471
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Konya 2. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 04/02/2014
NUMARASI : 2014/139 - 2014/219
DAVACI : T. Ç. D. M. .. Ltd. Şti.
DAVALI : A.U. vs.
DAVA TÜRÜ : Şikayet
Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
KARAR
İİK'nun 36. maddesi gereğince; ilâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde İcra Mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay'dan karar alınmak üzere İcra Müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir.
Somut olayda, 24.01.2014 tarihinde alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilamlı takip başlatıldığı, borçlu tarafça İş Bankasının 300.000 TL bedelli kesin ve süresiz teminat mektubunun dosyaya ibraz edildiği, 04.02.2014 tarihinde borçlu vekilinin tehir-i icra kararı getirebilmek için İcra Müdürlüğü'nden mehil belgesi aldığı, bu sırada takibin kesinleşmesi üzerine alacaklı vekilinin talebiyle ve İcra Müdürlüğü'nün 23/01/2014 tarihli kararıyla borçlunun menkul ve gayrimenkulleri ile bankalardaki hak ve alacakları üzerine haciz konulmasına karar verildiği, borçlu vekilinin İcra Mahkemesi'ne başvurarak, dosya borcunun tamamını karşılayan teminat mektubunu takip dosyasına ibraz etmiş olmalarına rağmen, mevcut hacizlerin kaldırılması taleplerinin İcra Müdürlüğü'nce reddedildiğini belirterek takip dosyasındaki tüm hacizlerin kaldırılmasını istediği, Mahkemece, şikayetin kabulüne, İcra Müdürlüğü'nün 04/02/2014 tarihli kararının iptaline ve takip dosyasında borçlu adına konulan tüm hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği, hükmün alacaklı vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
İİK’nun 36. maddesine dayanılarak mehil vesikası verilmesi ve bilahare tehir-i icra kararının sunulması sadece takibi olduğu yerde durdurur, daha önce yapılmış hacizlerin kaldırılmasını sağlamaz. Bu nedenle hacizlerin kaldırılması da doğru olmamıştır.
Bu durumda Mahkemece, şikayete konu İcra Müdürlüğü'nün 04/02/2014 tarihli kararının doğru olduğu gözetilerek şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. ve İİK'nun 366. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m. 297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 25,20 TL peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine 16.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2015/29201
KARAR NO : 2016/5734
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya 4. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 28/08/2015
NUMARASI : 2015/625 - 2015/796
DAVACI : ALACAKLI : R.U.
DAVALI : BORÇLU : Ç. İç Giyim Tic. Ve San. AŞ.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Hilal Bozatlı tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Borçlu şirketin, itirazın iptaline dair ilamı tehiri icra istemli olarak temyiz ederek, icra dosyasına süresiz kesin teminat mektubu sunduğu icra müdürünün bu nedenle hacizlerin fekkine karar verdiği, alacaklının ise mahkemeye başvurarak, icra müdürünün hacizleri kaldırma işlemininin iptalini ve hacizlerin yeniden konulmasını talep ettiği, mahkemece şikayetin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, alacaklı tarafından genel haciz yoluyla yapılan ilamsız icra takibinin borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu, alacaklının itirazın iptali isteminin, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/593 Esas, 2015/435 Karar sayılı 29.05.2015 tarihli kararı ile kabul edilerek, itirazın kısmen iptaline karar verildiği, alacaklının icra dairesine ilamı ibraz ederek haciz talebi üzerine, icra müdürlüğünce hacizler uygulandığı, borçlunun ise icra müdürlüğüne dosya borcuna karşılık 01.07.2015 tarihli süresiz kesin teminat mektubu sunduğu ve icra müdürlüğünce borçluya mehil vesikası verdiği görülmüştür.
İİK'nun 36. maddesi gereğince; ilâmı temyiz eden borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehin veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehin veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için Yargıtay’dan karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir.
Yargıtay'dan tehiri icra kararı alabilmek üzere icra müdürlüğü tarafından mehil verilebilmesi için ibraz edilen teminat mektubu veya yatırılan nakdi teminat, ödeme yerine geçmez ise de, borçlu tarafından yatırılan teminatın, yatırıldığı tarih itibari ile icra takip dosyası alacağını tüm fer’ileri ile birlikte karşılaması halinde, mevcut hacizlerin aşkın hale geleceği kuşkusuz olduğu gibi, hacizlerin devam etmesi İİK.nun 85/son maddesiyle de bağdaşmayacaktır.
O halde mahkemece borçlu tarafından mehil vesikası alınması sırasında yatırılan teminatın o tarih itibariyle dosya alacağının tamamını karşılayıp karşılamadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yazılı gerekçeyle şikayetin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 01.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
E. UZUNER M. USLU A. DOĞAN A. TUNCAL G. HEYBET
T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2016/2783
KARAR NO : 2016/10381
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İstanbul 20. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 19/03/2015
NUMARASI : 2015/250 - 2015/194
DAVACI : BORÇLU : M. A. Sistemleri İnşaat Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi
DAVALI : ALACAKLI : H. S. Kimyasalları San. Ve Tic. Ltd. Şti.
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 11/12/2015 tarih, 2015/16103-30155 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Şerife Ayyıldız tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklının, genel haciz yoluyla başlattığı takipte, borçlunun, itirazın iptaline ilişkin kararı tehir-i icra talepli olarak temyiz etmesi ve dosya borcunu karşılayan tutarda teminat mektubunu icra dosyasına ibrazı üzerine, icra müdürlüğünce İİK'nun 36. maddesi gereğince mehil belgesi verildiğini bildirerek, icra müdürlüğünden hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği, anılan talebinin icra müdürlüğünce reddedilmesi üzerine, ret kararının iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, alacaklı tarafından genel haciz yolu ile takibe başlandığı, borçlunun itirazı üzerine alacaklının açtığı itirazın iptali davasında İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15.01.2015 gün ve 2013/316 E. - 2015/16 K. Sayılı kararı ile 710.401,98 TL alacak yönünden itirazın iptaline karar verildiği ve alacaklı lehine %20 oranında tazminatın hüküm altına alındığı, 05.11.2014 tarihinde dosya hesabının yapıldığı ve bakiye dosya borcunun 1.170.000,00 TL olarak hesaplandığı, borçlunun 06.03.2015 tarihinde tehir-i icra kararı getirebilmek amacıyla 90 gün mehil aldığı ve dosya borcunun tamamını karşılayacak şekilde icra dosyasına kesin teminat mektubu sunduğu anlaşılmaktadır.
İİK'nun 36. maddesi gereğince; ilâmı temyiz eden borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehin veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehin veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise, icranın geri bırakılması için Yargıtay’dan karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir.
İİK.nun 85/1.maddesi uyarınca; borçlunun mal ve haklarından, alacaklının ana para, faiz ve masraflar dahil tüm alacağına yetecek miktarı haczolunur. Aynı maddenin son fıkrası uyarınca ise, icra memurunun haciz koyarken alacaklı ve borçlunun menfaatlerini gözetmesi gerekir.
Yargıtay'dan tehiri icra kararı almak üzere icra müdürlüğü tarafından mehil verilebilmesi için ibraz edilen teminat mektubu veya yatırılan nakdi teminat, ödeme yerine geçmez ise de, borçlu tarafından yatırılan teminatın, yatırıldığı tarih itibari ile icra takip dosyası alacağını tüm fer’ileri ile birlikte karşılaması halinde, mevcut hacizlerin aşkın hale geleceği kuşkusuz olduğu gibi, hacizlerin devam etmesi İİK.nun 85/son maddesiyle de bağdaşmayacaktır.
Şu hale göre; borçlu tarafından, dosya borcunun tamamı icra dairesine depo edilmiş olmakla, mahkemece, şikayetin kabulü ile aşkın hale gelen hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsiz olup, mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşılmakla borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ : Borçlunun karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 11/12/2015 tarih, 2015/16103 Esas ve 30155 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 07.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
E. UZUNER Y. Z. AKSOY A. DOĞAN A. ÇOLAK Dr. Ş. KELEŞ
Sıkça Sorulan Sorular
Tehiri icra kararı alınması daha önce konulmuş olan hacizleri kaldırır mı?
Hayır, tehiri icra kararı veya mehil vesikası alınması takibi olduğu yerde durdurur ancak bu kararlardan önce usulüne uygun şekilde yapılmış hacizleri ortadan kaldırmaz.
Mehil vesikası almadan hemen önce yapılan banka hacizleri geçerli midir?
Evet, borçlu henüz mehil vesikası almadan önce alacaklının talebiyle gerçekleştirilen banka hesabı hacizleri yasaya uygundur ve mehil vesikası alınsa dahi kendiliğinden kalkmaz.
Teminat yatırılması mevcut hacizlerin fekkini sağlar mı?
Sadece teminat yatırılması veya mehil vesikası sunulması, geçmişte tatbik edilen hacizlerin kaldırılması için yeterli bir sebep teşkil etmez; bu kararlar sadece satış gibi sonraki takip işlemlerini engeller.