Paylı Mülkiyette Haciz Süreçleri ve İcra Hukukundaki Yansımaları

Paylı Mülkiyette Haciz Süreçleri ve İcra Hukukundaki Yansımaları

Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti, hak sahiplerinin durumuna göre "paylı mülkiyet" veya "elbirliği mülkiyeti" şeklinde tezahür etmektedir. Bu mülkiyet tipleri, özellikle borçlunun bir taşınmazdaki hakkının haczedilmesi ve paraya çevrilmesi sürecinde köklü uygulama farkları yaratmaktadır. Bir alacaklının, borçlusuna ait bir taşınmaz hissesini icra yoluyla satışa çıkarabilmesi için öncelikle mülkiyetin hukuki niteliğini doğru tayin etmesi gerekmektedir.

Paylı Mülkiyet ve Elbirliği Mülkiyeti Ayrımının İcra Hukukundaki Önemi

Taşınmaz üzerindeki hak sahipliği eğer paylı mülkiyet esasına dayanıyorsa, her bir paydaşın hissesi belirli ve bağımsız bir hukuki değer taşır. Bu durumda borçlunun payı, diğer paydaşların onayına veya tüm taşınmazın satışına gerek duyulmaksızın doğrudan haczedilebilir ve cebri icra yoluyla satılabilir. Ancak elbirliği mülkiyetinde durum farklıdır; burada paylar belirli olmayıp ortaklık yapısı bir bütündür. Alacaklının bu tür bir mülkiyette hak iddia edebilmesi için İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 121. maddesi çerçevesinde özel bir prosedür işletmesi zorunludur.

İİK 121. Madde Uyarınca Yetki Belgesi ve Ortaklığın Giderilmesi

Borçlunun elbirliği halinde ortak olduğu taşınmazlarda, alacaklı doğrudan satış talep edemez. Bu durumda borçlu ortağın alacaklısı, icra mahkemesi hakiminden alacağı yetki belgesine dayanarak borçlunun ortağı olduğu taşınmaz için ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası açabilir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 03.07.2018 tarihli, 2016/2513 Esas ve 2018/5001 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere: "Borçlunun elbirliği halinde ortak olduğu taşınmazlarda, borçlu ortağın alacaklısı, icra mahkemesi hakiminden İİK'nun 121. maddesine göre alacağı yetki belgesine dayanarak borçlunun ortağı olduğu taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açabilir."

Ancak bu davanın açılabilmesi ve sürdürülebilmesi için mülkiyetin elbirliği halinde kalmaya devam etmesi şarttır. Eğer dava sürecinde veya dava açılmadan önce elbirliği mülkiyeti sona erdirilip paylı mülkiyete dönüştürülmüşse, alacaklının ortaklığın giderilmesi davası açmakta hukuki yararı kalmamaktadır.

Paylı Mülkiyete Dönüşen Taşınmazlarda Alacaklının Durumu

Elbirliği mülkiyetinin sona ererek paylı mülkiyete evrildiği durumlarda, alacaklı için daha kestirme bir yol açılmış demektir. Bu aşamadan itibaren borçlunun hissesi müstakil bir pay haline geldiği için, alacaklı bu payı doğrudan icra müdürlüğü vasıtasıyla haczedip sattırma imkanına kavuşur. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi ilgili kararında bu hususu şu şekilde netleştirmiştir: "Elbirliği mülkiyetinin sona erdilip paylı mülkiyete dönüşen taşınmazlarda, borçlunun haczedilen payının doğrudan icra yolu ile satışı mümkün hale geldiğinden alacaklının İcra ve İflas Kanununun 121. maddesi gereğince yetki alarak ortaklığın giderilmesi davası açmasında hukuki olanak bulunmamaktadır."

Müstakil Payın Haczi ve Davanın Reddi Gerekliliği

Bir taşınmazda borçlunun payı "müstakil pay" niteliğindeyse, alacaklının tüm taşınmazın ortaklığını gidermeye çalışması hukuken mümkün değildir. Eğer taşınmaz paylı mülkiyet hükümlerine tabi ise ve borçlunun belirli bir payı varsa, bu pay bağımsız olarak haciz ve satış işlemlerine konu edilebilir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 01.10.2007 tarihli, 2007/8010 Esas ve 2007/10124 Karar sayılı ilamında, paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda ortaklığın giderilmesine karar verilmesini hatalı bulmuştur. Kararda vurgulanan temel ilke şudur: "Borçlu ortağın, borcundan dolayı, paydaşlığın giderilmesine karar verilmesi için dava konusu taşınmazın elbirliği halinde mülkiyete konu olması gerekir." İlgili uyuşmazlıkta, borçlunun taşınmazda 1/2 müstakil payının bulunduğu ve bu payın elbirliği mülkiyetine değil, paylı mülkiyet hükümlerine tabi olduğu saptanmıştır. Yargıtay bu durumda şu sonuca varmıştır: "Bu durumda, davacı alacaklı borçlu paydaşın bu payını bağımsız olarak haciz ettirip sattırma olanağına sahip olduğundan davanın reddine karar vermek gerekir."

Hukuki Yarar Şartı ve Usuli İşlemler

Ortaklığın giderilmesi davalarında "hukuki yarar" dava şartlarından biridir. Alacaklı, borçlunun elbirliği mülkiyetindeki hakkına ulaşmak için başka bir yolu kalmadığında İİK 121 yetkisini kullanır. Ancak mülkiyet tipi paylı mülkiyet olduğunda, alacaklının elinde doğrudan icrai satış imkanı bulunduğundan, ortaklığın giderilmesi davası açmakta "hukuki yararı" kalmaz. Bu durum mahkemelerce resen dikkate alınmalı ve mülkiyet yapısının paylı mülkiyet olduğu anlaşıldığı an davanın reddine karar verilmelidir.

Sonuç olarak; alacaklılar tarafından başlatılan takiplerde, borçluya ait taşınmaz kayıtları titizlikle incelenmeli, mülkiyetin paylı mı yoksa elbirliği mi olduğu netleştirilmelidir. Paylı mülkiyette doğrudan pay haczi ve satışı yoluna gidilmeli, elbirliği mülkiyetinde ise ancak İİK 121 uyarınca yetki alınarak ortaklığın giderilmesi yoluna başvurulmalıdır. Aksi takdirde, yargılama sürecinde mülkiyet yapısının değişmesi veya başlangıçtan itibaren paylı mülkiyet olması durumunda, açılan davalar hukuki yarar yokluğundan veya usul hatalarından dolayı reddedilme riskiyle karşı karşıya kalacaktır.


YARGITAY
6. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası:2007/8010
Karar Numarası:2007/10124
Karar Tarihi:1.10.2007

ÖZET: Paylı mülkiyete tabi malın haczinde borçlunun payı esas alınır. 

DAVA VE KARAR:  Uyuşmazlık, borçlu ortağın borcundan dolayı bir adet taşınmazın ortaklığın giderilmesine ilişkindir. Mahkeme, istem gibi karar vermiş, hükmü davalı Mustafa temyiz etmiştir.

Davacı, borçlu davalılardan Mustafa hakkında alacağın tahsili için icra takibi yapmış, kesinleşen takip sonucu, borçlu davalının Kayseri ili, Melihgazi ilçesi, 3 No'lu parselde bulunan ½ payı üzerine haciz konulmuştur. Davacı, icra tetkik merciinden İ.İ.K. 121.maddesine göre almış olduğu yetkiye göre taşınmazın ortaklığının giderilmesini istemiştir. Davalılar, duruşmalara katılmamış, savunmada bulunmamışlardır. Borçlu ortağın, borcundan dolayı, paydaşlığın giderilmesine karar verilmesi için dava konusu taşınmazın elbirliği halinde mülkiyete konu olması gerekir.

Dava konusu edilen ve satışına karar verilen taşınmazda borçlu paydaş Mustafa'nün ½ müstakil payının bulunduğu, payın elbirliği mülkiyetine tabi olmayıp paylı mülkiyet hükümlerine tabi olduğu son gelen tapu kayıtlarından anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacı alacaklı borçlu paydaşın bu payını bağımsız olarak haciz ettirip sattırma olanağına sahip olduğundan davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.

Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Mustafa'nün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine 1.10.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY
14. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2016/2513
Karar Numarası: 2018/5001
Karar Tarihi: 03.07.2018

Özeti: Elbirliği mülkiyetinin sona erdilip paylı mülkiyete dönüşen taşınmazlarda ,borçlunun haczedilen payının doğrudan icra yolu ile satışı mümkün hale geldiğinden alacaklının İcra ve İflas Kanununun 121. maddesi gereğince yetki alarak ortaklığın giderilmesi davası açmasında hukuki olanak bulunmamaktadır.

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.09.2014 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.07.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

KARAR

Dava, İİK'nun 121. maddesi uyarınca alınan yetki belgesine dayalı olarak alacaklı tarafından açılan ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davalılardan ...'un davacıya olan borcundan dolayı ... 1. İcra Müdürlüğünün 2013/6380 Esas, 2013/5874 Esas, ... 2. İcra Müdürlüğünün 2013/9141 Esas ve 2013/7081 Esas sayılı dosyaları ile takip başlatıldığını, borçlunun miras bırakanı Ahmet Kul'dan kendisine intikal edecek olan 1394 ada 161 parsel sayılı taşınmazda bulunan 29 ve 30 bağımsız bölüm numaralı taşınmazların ... kaydına alacak karşılığında haciz konulduğunu, taşınmazlar elbirliği mükiyetine tabi olduğundan icra mahkemesinden iş bu davayı açmak üzere yetki verildiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazlar üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... kendi adına asaleten ve ... ile ... adına vesayeten verdiği cevap dilekçesi ile davanın reddini savunmuş; diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, davanın kabulü ile ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmiştir.

Hükmü, davalı ... temyiz etmiştir.

Borçlunun elbirliği halinde ortak olduğu taşınmazlarda, borçlu ortağın alacaklısı, icra mahkemesi hakiminden İİK'nun 121. maddesine göre alacağı yetki belgesine dayanarak borçlunun ortağı olduğu taşınmaz için ortaklığın giderilmesi davası açabilir.

İcra mahkemesinden alınan yetkiye dayalı olarak açılan davalarda, kural olarak borçlu ortağın mülkiyet hakkının elbirliği mülkiyetine konu olması gerekir.

Somut uyuşmazlıkta; dava konusu taşınmazlar her ne kadar dava açıldığı tarih itibariyle elbirliği mülkiyetine konu ise de, 16.12.2014 tarih, 12988 yevmiye nolu intikal işlemi ile elbirliği mülkiyetinin sona erdilip paylı mülkiyete dönüştüğü, dava konusu taşınmazlarda borçlu (davalı) ...'un 1/12' şer payı bulunduğu, bahsedildiği üzere alacaklı (davacı) tarafından borçlunun haczedilen payının doğrudan icra yolu ile satışı mümkün hale geldiğinden alacaklının (davacı) İcra ve İflas Kanununun 121. maddesi gereğince yetki alarak dava konusu taşınmaz yönünden ortaklığın giderilmesi davası açmasında hukuki yararı kalmamıştır.

Bu itibarla mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...'ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.07.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.


YARGITAY
6. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2012/6829
Karar Numarası: 2012/10061
Karar Tarihi: 04.07.2012

ELBİRLİĞİ MÜLKİYETİNİN PAYLI MÜLKİYETE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi davasına dair karar, bir kısım davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, yetki belgesi ile alacaklının açtığı elbirliği mülkiyetinin, paylı mülkiyete dönüştürülmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar Ş. ve E. D. tarafından temyiz edilmiştir.

TMK.nun 644.maddesi hükmü uyarınca bir mirasçı, terekeye dahil malların tamamı veya bir kısmı üzerinde elbirliği mülkiyetinin, paylı mülkiyete dönüştürülmesi isteminde bulunduğu takdirde, Sulh Hakimi, diğer mirasçılara çağrıda bulunarak belirleyeceği süre içinde varsa itirazlarını bildirmeye davet eder. Elbirliği mülkiyetinin devamını haklı kılacak bir itiraz ileri sürülmediği veya mirasçılardan, biri belirlenen süre içinde paylaşma davası açmadığı takdirde, istem konusu mal üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine karar verilir.

Tapu ortaklarından Abide Durmuş'un ölü olduğu anlaşılmasına rağmen bu kişinin mirasçılarını gösterir veraset ilamının ibrazı sağlanarak taraf teşkilinin sağlanması ve ondan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesi doğru değildir.

Öte yandan, TMK 644 hükmünden açıkça anlaşıldığı üzere mahkemece bir süre belirlenerek, mirasçılara gönderilecek çağrıda "...belirlenen süre içinde elbirliği mülkiyetinin devamını haklı kılacak bir itiraz ileri sürülmediği veya paylaşma davası açılmadığı takdirde istem konusu mal üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesine karar verileceğinin..." bildirilmesi zorunludur. Mirasçılara çıkartılan davetiyelerde açıklanan hususlar bulunmamaktadır. Mahkemece yukarıda açıklanan hususları içeren davetiye ile mirasçılara çağrıda bulunmak ve sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir.

Hüküm bu nedenlerle bozulmalıdır.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 04.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sıkça Sorulan Sorular

Paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda sadece bir hissedarın borcu için tüm taşınmaz satılabilir mi?

Hayır, paylı mülkiyette borçlu olan kişinin hissesi belirlidir ve sadece o pay haczedilerek satılabilir; taşınmazın tamamı için ortaklığın giderilmesi davası açılmasına gerek yoktur.

Hangi durumlarda alacaklı ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davası açmak zorundadır?

Taşınmaz elbirliği (iştirak) halinde mülkiyete konu ise ve borçlunun payı henüz ayrılmamışsa, alacaklı icra mahkemesinden yetki alarak ortaklığın giderilmesi davası açabilir.

Paylı mülkiyette borçlu paydaşın hissesi nasıl satılır?

Alacaklı, icra dairesi aracılığıyla borçluya ait olan müstakil payı doğrudan haczedip bağımsız bir varlık olarak satışa çıkarabilir.

Yargıtay kararlarına göre paylı mülkiyette hacizli hisse için izale-i şuyu davası açılırsa ne olur?

Eğer borçlunun payı paylı mülkiyet hükümlerine tabi ise ve müstakil olarak satılma imkanı varsa, mahkeme ortaklığın giderilmesi talebini reddeder.