Ölüm nedeniyle iş akdinin feshine bağlı olarak kıdem tazminatı
1. Giriş
İş sözleşmesinin sona erme halleri arasında işçinin ölümü, hem özel hukukun hem de sosyal politika ilkelerinin kesiştiği istisnai durumlardan biridir. Bu sona erme hali, geride kalanların ekonomik güvenliğinin sağlanması bakımından özel bir hukuki korumayı gerekli kılar. Türk iş hukuku sisteminde işçinin ölümü halinde mirasçılara tanınan haklar uzun süredir kıdem tazminatı ile sınırlı tutulmuş; buna karşılık Türk Borçlar Kanunu’nun 440. maddesi ile “ölüm tazminatı” adı altında yeni ve bağımsız bir ödeme yükümlülüğü öngörülmüştür. Bu düzenlemenin İş Kanunu kapsamındaki işçilere uygulanıp uygulanamayacağı ise doktrinde ve yargı kararlarında tartışma konusu olmuştur.
Bu makalede, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin 05.03.2020 tarihli kararı ekseninde, işçinin ölümü halinde kıdem tazminatı ile ölüm tazminatının hukuki niteliği, birlikte talep edilip edilemeyeceği ve asıl işveren–alt işveren ilişkisinde sorumluluk rejimi ele alınacaktır.
2. İşçinin Ölümü ve Kıdem Tazminatı
1475 sayılı İş Kanunu’nun yürürlükte bulunan 14. maddesi uyarınca, iş sözleşmesinin işçinin ölümü nedeniyle sona ermesi halinde, işçinin kanuni mirasçıları kıdem tazminatına hak kazanır. Bu düzenleme, iş sözleşmesinin ölümle sona ermesini kıdem tazminatına hak kazandıran istisnai hallerden biri olarak kabul etmektedir.
İncelenen kararda da Bölge Adliye Mahkemesi, murisin taşeron işçi olarak uzun yıllar boyunca kesintisiz çalıştığını, ölümle sona eren iş sözleşmesi nedeniyle mirasçıların kıdem tazminatına hak kazandığını kabul etmiş; bilirkişi raporuna dayalı hesaplamada hizmet süresi ve ücret unsurları bakımından hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiştir. Böylece, işçinin son alt işveren nezdindeki fiili çalışma süresinin kısa olması, asıl işveren–alt işveren ilişkisinin varlığı nedeniyle kıdem tazminatı sorumluluğunu ortadan kaldırmamıştır.
3. TBK m. 440 Kapsamında Ölüm Tazminatı
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 440. maddesine göre, iş sözleşmesi işçinin ölümüyle kendiliğinden sona erdiğinde, işveren; sağ kalan eşe, ergin olmayan çocuklara veya bakmakla yükümlü olunan kişilere, hizmet süresine bağlı olarak bir veya iki aylık ücret tutarında ölüm tazminatı ödemekle yükümlüdür.
Bu tazminatın en önemli özelliği, kıdem tazminatından bağımsız bir hukuki niteliğe sahip olmasıdır. Ölüm tazminatı için bir yıllık kıdem şartı aranmadığı gibi, hak sahipleri de mirasçılarla sınırlı değildir. Bu yönüyle TBK m. 440, sosyal amaçlı ve koruyucu bir düzenleme niteliği taşımaktadır.
4. İş Kanunu’nda Boşluk Sorunu ve Genel Kanun–Özel Kanun İlişkisi
İş Kanunu’nda işçinin ölümü halinde ölüm tazminatına ilişkin açık bir düzenlemenin bulunmaması, öğretide iki farklı görüşün ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bir görüşe göre bu durum bilinçli bir kanun koyucu tercihidir ve TBK m. 440’ın uygulanması mümkün değildir. Diğer görüş ise, İş Kanunu’nda gerçek bir boşluk bulunduğunu ve bu boşluğun genel kanun olan Türk Borçlar Kanunu hükümleriyle doldurulabileceğini savunmaktadır.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, inceleme konusu kararında ikinci görüşü benimsemiştir. Mahkeme, TBK m. 440 ile getirilen ölüm tazminatının, kıdem tazminatından farklı bir amaca hizmet ettiğini; hak sahipleri ve şartlar bakımından ayrı bir düzenleme olduğunu vurgulayarak, İş Kanunu kapsamındaki işçiler bakımından da doğrudan uygulanabileceğini kabul etmiştir.
5. Asıl İşveren – Alt İşveren İlişkisinde Sorumluluk
Kararda dikkat çeken bir diğer husus, kamu idaresi ile yüklenici şirket arasındaki ilişkinin 4857 sayılı Kanun’un 2/6. maddesi kapsamında asıl işveren–alt işveren ilişkisi olarak değerlendirilmesidir. Bu kabul doğrultusunda, kıdem ve ölüm tazminatından her iki davalının da müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, mahkeme; kamu idaresinin harçtan muaf olması nedeniyle, aleyhine harç yükletilmesini hukuka aykırı bularak bu yönüyle ilk derece mahkemesi kararını kaldırmıştır. Bu tespit, kamu tüzel kişilerinin yargılama giderleri bakımından sahip olduğu ayrıcalığın altını çizen önemli bir usul hukuku değerlendirmesidir.
6. Sonuç
İncelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararı, işçinin ölümü halinde geride kalanların korunmasına yönelik genişletici bir yorumu benimsemesi bakımından önem taşımaktadır. Karar ile;
İşçinin ölümü halinde kıdem tazminatının mirasçılara ödeneceği,
TBK m. 440 uyarınca ölüm tazminatının, İş Kanunu kapsamındaki işçiler bakımından da talep edilebileceği,
Asıl işveren–alt işveren ilişkisinde her iki tarafın tazminatlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu
açıkça ortaya konulmuştur.
Bu yaklaşım, iş hukukunun sosyal koruma amacına uygun düşmekte; işçinin ölümü gibi ağır sonuçlar doğuran bir durumda, yalnızca kıdem tazminatı ile yetinilmeyip, ölüm tazminatının da uygulanabilirliğini kabul ederek hak sahiplerinin ekonomik güvenliğini güçlendirmektedir.
T.C.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Antalya 9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2019/2696
Karar No: 2020/657
Karar Tarihi: 05.03.2020
TAZMİNAT DAVASI - DAVALI BAKANLIK HARÇTAN MUAF OLMASINA RAĞMEN HÜKÜMDE HARÇLARDAN SORUMLU TUTULMASI İSABETSİZ OLDUĞUNDAN DAVALI BAKANLIKIN BU YÖNDEKİ İSTİNAF BAŞVURUSU YERİNDE GÖRÜLMESİ - İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ KALDIRILMASI
ÖZET: Davalı Bakanlık harçtan muaf olmasına rağmen, hükümde harçlardan sorumlu tutulması isabetsiz olduğundan, davalı Bakanlık'ın bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, davalı … Yemek...Ltd. Şti.'nin istinaf başvurusunun HMK'nın .. maddesi uyarınca esastan reddine; davalı Bakanlık'ın istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yargılamada eksiklik bulunmadığından ve yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığından, HMK'nın … maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
(6098 S. K. m. 440)
Yukarıda mahkemesi ile esas ve karar numaraları yazılı dosya üzerinden verilen karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmakla, yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde "davacıların murisi olan .....'ın taşeron işçi olarak davalı Bakanlığa bağlı Servergazi Devlet Hastanesinde çalışmakta iken vefat ettiğini, murisin Sağlık Bakanlığının yapmış olduğu ihalelerle 2009 yılı Nisan ayından 2017 yılının Ağustos ayına kadar taşeron firma işçisi olarak kesintisiz çalıştığını, muris .....'ın ölümü nedeniyle davacılara kıdem ve ölüm tazminatı ödenmediğini, yaptığı başvuruların sonuçsuz kaldığını belirterek, davalılar arasında alt üst işveren ilişkisi bulunduğunu, tüm tazminat ve alacaklardan her iki davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu belirterek şimdilik fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak kaydı ile 4.500,00 TL kıdem tazminatı ile 500,00 TL ölüm tazminatını faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
Davacılar vekili yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesiyle taleplerini artırmış ve dilekçesini usulünce harçlandırmıştır.
CEVAP: Davalı ..... Yemek Üretim Tem. Tur. San.ve Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde "açılan davanın yerinde olmadığını, zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak olarak açılamayacağını, şirket nezdinde 01/01/2017 - 25/08/2017 tarihleri arasında müteveffa işçinin çalıştığını, diğer davalı idare bünyesinde davalı şirketin yemek ihalesini yüklenmeden önce de çalışmasının mevcut olduğunu, hizmet alımı kapsamında istihdam edilen işçilerin kıdem tazminatlarının davalı idare tarafından ödenmesi gerektiğini, davanın ihale alan önceki şirketlere de ihbarı gerektiğini, davacıların Borçlar Kanunundan kaynaklanan ölüm tazminatını hak etmediklerini, zira murisin 4857 Sayılı İş Kanununa bağlı işçi olup mirasçıları olan davacıların kıdem tazminatını talep edebileceğini belirterek açılan davanın reddini" talep etmiştir.
Davalı T.C. Sağlık Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde, "kendilerine husumet yöneltilemeyeceği, davalı idarenin herhangi bir işveren sıfatı bulunmadığını, davalı idarenin yaptığı ihale sonucu ihaleyi kazanın yüklenici firmalar bünyesinde çalışan murisin kendileriyle bir sözleşmesinin bulunmadığını, şirket elemanı olarak hastane bünyesinde çalıştığını, kıdem ve ölüm tazminatından sorumlu tutulamayacağını belirterek açılan davanın reddini" talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece;
"Açılan davanın KABULÜNE;
1-Davacların kıdem tazminatı talebinin kabulü ile toplam 18.824,38 TL brüt kıdem tazminatının iş akdinin sona erdiği ölüm tarihi olan 25/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara (veraset ilamındaki hisseleri oranında) verilmesine.
2-Davacıların ölüm tazminatı talebinin kabulü ile toplam 3.555,00 TL brüt ölüm tazminatının ölüm tarihi olan 25/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara (veraset ilamındaki hisseleri oranında) verilmesine." şeklinde karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davalı T.C. Sağlık Bakanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacılar murisinin İdarenin yaptığı ihaleyi kazanan yüklenici firmalar bünyesinde çalışmış olan işçilerden olduğunu, davacıların davayı yüklenici firmaya yöneltmeleri gerektiğini, davacılar murisinin personel çalıştırılmasına dayalı olmayan hizmet alım ihalesi kapsamında çalıştığından, İdare tarafından mirasçılarına kıdem tazminatı ödemesi yapılamayacağını, ölüm tazminatının da ilgili yüklenici firmadan talep edilebileceğini, TBK'nın 440.maddesi hükmüne göre reşit olan davacı ..... ölüm tazminatı hakkı bulunmadığını, belirlenen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamaların hatalı olduğunu, İdare harçtan muaf olmasına rağmen aleyhine harca hükmedildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..... Yemek Üretim Tem. Tur. San.ve Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; iş sözleşmesinin ölüm nedeniyle sona erdiğini, müteveffa işçinin müvekkili şirkette çalışmasının bir yılı dahi bulmadığını ve fiili çalışmasının 40 gün olduğunu, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, müteveffanın 6 haftadan fazla süreyle işe gelmemesi nedeniyle müvekkili şirketin iş sözleşmesini haklı olarak feshedebilecek iken iyi niyetli olarak SGK çıkışını yapmadığını, ancak iş sözleşmesinin fiilen sona ermiş olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 440.maddesindeki ölüm tazminatına ilişkin düzenlemenin yalnızca Türk Borçlar Kanunu'na tabi işçiler bakımından uygulanabileceğini, İş Kanunu'nda yer almayan bir düzenleme üzerinden TBK'ya gidilerek hüküm kurulmasının doğru olmadığını, zira bir kanun boşluğunun söz konusu olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE: Dava, davacıların, murislerinin iş sözleşmesinin ölüm nedeniyle feshine bağlı olarak hak kazandıklarını iddia ettikleri kıdem tazminatı ile ölüm tazminatının davalılardan tahsili talebinden ibarettir.
HMK'nın 355.maddesi uyarınca, kamu düzenini ilgilendiren ve re'sen istinaf nedeni yapılmasını gerektiren başkaca hususlar bulunmadığından, ileri sürülen istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda;
Dosya içeriğine, özellikle de hizmet alım sözleşmeleri ve eklerine göre, davalı Bakanlık ile davalı şirket (öncesinde dava dışı şirketler) arasında 4857 Sayılı Kanun'un 2/6.maddesi uyarınca asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu, davacının değişen alt işverenler nezdinde çalıştığı sabit olup, Bakanlık'ın asıl işveren ve davalı şirketin son alt işveren konumunda oldukları anlaşıldığından, davacıların taleplerinden sorumlu tutulmaları isabetli bulunmuş ve davalı Bakanlık'ın husumete yönelik istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.
İş sözleşmesinin davacılar murisinin vefatı nedeniyle sona erdiği tarafların beyan ve kabulünde olup, 1475 Sayılı Kanun'un halen yürürlükte bulunan 14.maddesi uyarınca işçinin ölümü halinde mirasçılarına kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğinden, kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi isabetli bulunmuş; bilirkişi raporunda kıdem tazminatı hesabında dikkate alınan hizmet süresinde ve ücret bordrolarından tespit edilen asgari ücrete göre hesaplama yapılmasında bir hata bulunmadığından, raporun hükme esas alınmasında da isabetsizlik bulunmamış; davalıların bu hususlardaki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
TBK'nın 440.maddesinde "Sözleşme, işçinin ölümüyle kendiliğinden sona erer. İşveren, işçinin sağ kalan eşine ve ergin olmayan çocuklarına, yoksa bakmakla yükümlü olduğu kişilere, ölüm gününden başlayarak bir aylık; hizmet ilişkisi beş yıldan uzun bir süre devam etmişse, iki aylık ücret tutarında bir ödeme yapmakla yükümlüdür." hükmü mevcuttur.
Yukarıda belirtildiği üzere 1475 Sayılı İş Kanunu'nunda iş sözleşmesinin işçinin ölümüyle son bulması halinde işçinin kanuni mirasçılarına kıdem tazminatı ödeneceğine ilişkin düzenlemeye yer verilmiş olup, bu kanun kapsamındaki iş ilişkileri bakımından işçinin ölümüyle iş sözleşmesinin sona ermesi halinde ölüm tazminatı ödenmesine ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu nedenle, İş Kanunu (ve Deniz İş Kanunu) kapsamında bulunan işçilerin TBK'nın 440.maddesi uyarınca ölüm tazminatı talep edip edemeyecekleri doktrinde tartışmalıdır. Tartışmanın temelinde de, İş Kanunu'nda bu konuda boşluk mu bulunduğu yoksa bilinçli bir tercih olarak mı kanuna bu yönde hüküm konmadığı hususu vardır.
4857 Sayılı İş Kanunu'nun özel kanun, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun genel kanun olduğu ve özel kanunda boşluk bulunan hallerde genel kanun hükümlerinin uygulanabileceği tartışmasızdır. Türk Borçlar Kanunu'nun hizmet sözleşmelerine ilişkin düzenlemeleri kural olarak diğer iş kanunlarının uygulama alanı dışında kalan iş sözleşmeleri bakımından geçerlidir. Bunun dışında, diğer iş kanunlarında düzenlenmeyen hallere yönelik kuralların da genel kanun olması nedeniyle uygulama alanı bulacağı kabul edilmektedir.
Bu itibarla, Borçlar Kanunu ile getirilen ölüm tazminatının kıdem tazminatından bağımsız bir ödeme olması, özellikle belli bir kıdem şartına bağlı olmadan ölüm tazminatına hak kazanılması ve ödenecek kişi çerçevesinin (hak sahiplerinin) farklı olması nazara alındığında, genel kanun hükmü olarak doğrudan uygulanabileceği (aynı yönde Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 20/11/2018 tarih ve 2018/5567 esas, 2018/20999 karar sayılı kararındaki karşı oy içeriği) anlaşıldığından, ölüm tazminatına karar verilmesi de isabetli bulunmuş; davacı ..... fesih (ölüm) tarihinde reşit olmadığı görüldüğünden, bu davacı yönünden de kabul kararı verilmesinde hata bulunmamış; davalı ..... Yemek'in bu yöne ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Davalı Bakanlık harçtan muaf olmasına rağmen, hükümde harçlardan sorumlu tutulması isabetsiz olduğundan, davalı Bakanlık'ın bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, davalı ..... Yemek...Ltd. Şti.'nin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine; davalı Bakanlık'ın istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yargılamada eksiklik bulunmadığından ve yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç olmadığından, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
A) Davalı ..... Yemek Üretim Tem. Tur. San.ve Tic. Ltd. Şti.'nin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
B) Davalı Sağlık Bakanlığı'nın istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ KALDIRILMASINA,
C) 1.Davanın KABULÜ İLE,
- 18.824,38 TL brüt kıdem tazminatının fesih (ölüm) tarihinden (25/08/2017'den)itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizle,
-
3.555,00 TL brüt ölüm tazminatının ölüm tarihinden (25/08/2017'den) itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara (veraset ilamındaki hisseleri oranında) verilmesine,
2.Alınması gereken 1.528,73 TL harçtan, peşinen ve ıslahla alınan 382,20 TL'nin mahsubu ile, bakiye 1.146,53 TL harcın davalı ..... Yemek Üretim Tem. Tur. San.ve Tic. Ltd. Şti.'den alınarak hazineye gelir kaydına,
3.Davalı Bakanlık harçtan muaf olduğundan, aleyhine harca karar verilmesine yer olmadığına,
4.Davacı tarafından yatırılan vekalet harcı 4,60 TL, peşin harç 85,39 TL ve ıslah harcı 296,81 TL olmak üzere toplam 386,80 TL harcın davalı ..... Yemek Üretim Tem. Tur. San.ve Tic. Ltd. Şti.'den alınarak davacılara (veraset ilamındaki hisseleri oranında) verilmesine,
5.Davacılar tarafından yapılan davetiye ve posta giderleri ile bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 652,90 TL'den ibaret yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara (veraset ilamındaki hisseleri oranında) verilmesine,
6.Davalılar tarafından yapılan yargılama giderinin kendileri üzerinde bırakılmasına,
7.Davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan nispi vekalet ücreti maktu vekalet ücretinin altında kalmakla, 3.400,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara (veraset ilamındaki hisseleri oranında) verilmesine,
8.Davacılar tarafından yatırılan gider ve delil avansından kalan miktarın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından kendilerine iadesine,
9.Davalılar tarafından yatırılan delil avansından kalan miktarın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesi tarafından yatırana iadesine,
D) Alınması gereken 1.528,73 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 382,18 TL'nin mahsubu ile, bakiye 1.146,55 TL harcın davalı ..... Yemek Üretim Tem. Tur. San.ve Tic. Ltd. Şti.'den alınarak hazineye gelir kaydına,
E) Davalı Sağlık Bakanlığı tarafından istinaf aşamasında yapılan posta gideri 16,50 TL'den ibaret yargılama giderinin, başvurunun kabul ve ret durumuna göre takdiren 5,00 TL'sinin davacılardan alınarak bu davalıya verilmesine, kalanının bu davalı üzerinde bırakılmasına,
F) Davalı ..... Yemek Üretim Tem. Tur. San.ve Tic. Ltd. Şti. tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
G) HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca karar tebliğinin ve 302/5.maddesi uyarınca harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 7036 Sayılı Kanun'un 9.maddesi atfıyla 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 05/03/2020
Sıkça Sorulan Sorular
İşçinin ölümü halinde mirasçılar hangi tazminatları talep edebilir?
Kıdem tazminatını ve şartları varsa TBK m. 440 uyarınca ölüm tazminatını birlikte talep edebilirler.
Ölüm tazminatı kıdem tazminatından farklı mıdır?
Evet, ölüm tazminatı kıdemden bağımsızdır ve bir yıllık çalışma şartı aranmaz.
TBK 440 İş Kanunu kapsamındaki işçiler için uygulanır mı?
Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre, İş Kanunu’nda boşluk bulunduğu kabul edilerek uygulanabilir.
Ölüm tazminatının hak sahipleri kimlerdir?
Sağ kalan eş, ergin olmayan çocuklar veya bakmakla yükümlü olunan kişiler hak sahibidir.
Asıl işveren ve alt işveren birlikte sorumlu tutulur mu?
Evet, asıl işveren–alt işveren ilişkisinde tazminatlardan müştereken ve müteselsilen sorumluluk söz konusudur.