İstinaf Yargılamasında "Bozma" Çıkmazı ve Yargıtay'ın Son Sözü: Yetki Aşımı Hükümsüzdür!
Türk hukuk sistemine 2016 yılında dahil edilen istinaf kanun yolu, ilk derece mahkemeleri tarafından verilen kararların hem maddi vakıa hem de hukuka uygunluk yönünden denetlendiği, davanın esasının yeniden ele alındığı hayati bir evredir. Kelime kökeni itibarıyla "bir işe yeniden başlama" anlamına gelen istinaf, teoride uyuşmazlığı nihayete erdirmesi gereken bir "ıslah mahkemesi" olarak tasarlanmıştır. Ancak uygulamada Bölge Adliye Mahkemelerinin (BAM), kanunda sınırlı olarak sayılan haller dışında dosyaları bizzat karara bağlamak yerine "bozma" yetkisini genişleterek yerel mahkemelere geri göndermesi, sistemin en büyük tıkanıklıklarından birini oluşturmuştur. Bu kronik soruna karşı Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2024/490 Esas sayılı kararı, yetki aşımıyla verilen bozma kararlarını "hükümsüz" sayarak hukuk dünyasında devrim niteliğinde bir sınır çizmiştir.
BAM’ın Islah Rolü ve Bozma Yetkisinin Tahdidi Niteliği
İstinaf incelemesinin temel felsefesi, ilk derece mahkemesi kararındaki maddi ve hukuki hataların bizzat Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, gerekirse duruşma açılarak giderilmesidir. BAM, kural olarak bir bozma mahkemesi olan Yargıtay gibi hareket edemez. Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), BAM’ın dosyayı yerel mahkemeye geri gönderebileceği (bozma kararı verebileceği) halleri CMK m. 280/1-e, f ve m. 289 maddelerinde sınırlı (tahdidi) olarak saymıştır.
Bu sınırlı haller, genellikle yargılamanın adil ve hukuka uygun yürümesi için hayati önem taşıyan "mutlak hukuka aykırılık" durumlarıdır; mahkemenin kanuna aykırı oluşumu, hakimin yasaklılığı veya savunma hakkının ağır ihlali gibi usuli eksiklikleri kapsar. Bunun dışındaki hallerde, örneğin delillerin takdiri, suç vasfının belirlenmesi veya beraat yerine mahkûmiyet verilmesi gerektiği kanaati gibi davanın esasına ilişkin uyuşmazlıklarda BAM, dosyayı bozamaz. BAM bu tür durumlarda duruşma açmak, delillerle doğrudan temas kurmak ve uyuşmazlığı bizzat çözerek yeniden hüküm kurmakla mükelleftir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun E. 2024/490 Sayılı Kararı ve Hükümsüzlük Yaptırımı
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2024/490 Esas ve 2025/197 Karar sayılı ilamıyla, Bölge Adliye Mahkemelerinin iş yükü veya sair mülahazalarla bizzat çözmesi gereken dosyaları yerel mahkemeye "paslaması" geleneğine son vermiştir. Kararda, kanunda açıkça öngörülmüş sınırlı haller dışında bir nedenle verilen bozma kararlarının "hukuki değerden yoksun" olduğu açıkça ifade edilmiştir.
Bu içtihadın en radikal yönü, yetkisiz bozma kararı sonrası yerel mahkemenin tesis ettiği yeni işlemlerin akıbetidir. CGK’ya göre, BAM’ın yetkisini aşarak verdiği hukuka aykırı bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesinin yeniden yargılama yapması, "görevsiz mahkeme tarafından yapılan işlem" niteliğindedir. CMK m. 7 uyarınca, yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan mahkemece yapılan tüm işlemler hükümsüzdür. Dolayısıyla, usulsüz bir bozma kararı sonrası yerel mahkemenin verdiği mahkûmiyet veya beraat hükümleri "yok hükmünde" sayılacaktır. Bu durum, sanığın mahkemeye erişim ve temyiz haklarının kısıtlanmasını önlemeyi amaçlayan bir hukuk devleti güvencesidir.
8. Yargı Paketi ve AYM Kararlarıyla Şekillenen Yeni İstinaf Usulü
İstinaf yargılaması, sadece bozma yetkisiyle değil, 1 Haziran 2024 tarihinde yürürlüğe giren 8. Yargı Paketi (7499 Sayılı Kanun) ile getirilen köklü değişikliklerle de yeni bir döneme girmiştir. En kritik değişim, istinaf başvuru sürelerinde yaşanmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), gerekçesini bilmediği bir karara karşı kişiyi savunma yapmaya zorlamanın mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine dair iptal kararı sonrası; istinaf başvuru süresi artık hükmün tefhiminden (yüze okunmasından) değil, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren "iki hafta" olarak belirlenmiştir. Bu düzenleme, "süre tutum dilekçesi" karmaşasına son vermiş ve hak arama özgürlüğünü pekiştirmiştir.
Ayrıca, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararlarına karşı istinaf yolunun açılması, BAM’ların denetim alanını genişletmiştir. Eskiden sadece şekli bir itiraza tabi olan HAGB kararları, artık BAM tarafından hem usul hem de delil takdiri yönünden esastan incelenmek zorundadır. Bu değişiklik, sanığın aklanma hakkını güvence altına alırken, BAM’ların "ıslah" rolünü daha da kritik hale getirmiştir.
Ceza Mahkemesi Kararlarının Hukuk Davalarındaki Bağlayıcı Etkisi
İstinaf denetiminden geçerek kesinleşen bir ceza hükmü, sadece ceza infazı açısından değil, hukuk mahkemelerindeki tazminat davaları açısından da güçlü bir etkiye sahiptir. Türk Borçlar Kanunu m. 74 uyarınca hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kusur ve zarar takdiriyle bağlı olmasa da; ceza mahkemesince yapılan "maddi vakıa tespitleri" (fiilin işlenip işlenmediği, failin kim olduğu gibi) hukuk hakimini bağlar.
Yargıtay’ın bozma yetkisine dair son kararı bu noktada daha da önem kazanmaktadır. Eğer BAM, bizzat çözmesi gereken maddi vakıayı usulsüz bir bozmayla yerel mahkemeye geri gönderirse, hukuk mahkemeleri nezdinde bekletici mesele yapılan süreçler de haksız yere uzamakta ve hukuki güvenlik zedelenmektedir. Kararların hızlı ve yetkili merci olan BAM tarafından kesinleştirilmesi, adli sistemin bütünlüğü için elzemdir.
Sonuç: Adaletin İkinci Şansında Yeni Bir Strateji
İstinaf kanun yolu, "genişletilmiş bir temyiz" değil, gerçeğin peşinde koşan gerçek bir ikinci derece yargılamadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun E. 2024/490 sayılı kararı, BAM ceza dairelerine bir yetki hatırlatmasıdır: "Gerekiyorsa duruşma aç, delili tartış ve kararı bizzat ver!"
Bu yeni dönemde hukukçular için en önemli strateji, BAM’ın bozma kararının CMK m. 289’daki sınırlı hallere dayanıp dayanmadığını titizlikle denetlemektir. Zira yetki aşımıyla verilen bir bozma kararı, yargılamayı hızlandırmadığı gibi, "hükümsüzlük" yaptırımı nedeniyle tüm süreci en başa döndürebilecek bir usul tuzağına dönüşebilir. İstinaf, ancak bölge adliye mahkemelerinin bozma mahkemesi olma alışkanlığından vazgeçip, uyuşmazlığın esasını çözen birer "karar mercii" olarak sorumluluk almasıyla gerçek amacına ulaşabilecektir.
Sıkça Sorulan Sorular
İstinaf nedir ve hangi kararları inceler?
İstinaf, ilk derece mahkemesi kararlarını hem maddi vakıa hem de hukuki yönden denetleyen ikinci derece kanun yoludur. Kararı kaldırabilir, düzelterek yeniden hüküm kurabilir veya sınırlı hallerde dosyayı geri gönderebilir.
Bölge Adliye Mahkemesi her durumda bozma kararı verebilir mi?
Hayır. Bozma yetkisi kanunda sınırlı olarak düzenlenmiştir. Mutlak hukuka aykırılık halleri dışında BAM, dosyayı geri göndermek yerine duruşma açarak esastan karar vermek zorundadır.
Yetkisiz verilen bozma kararının sonucu nedir?
Kanunda öngörülmeyen bir nedenle verilen bozma kararı hukuki değerden yoksun sayılır. Bu bozma üzerine yerel mahkemece yapılan işlemler de hükümsüz kabul edilir.
8. Yargı Paketi ile istinaf süresi nasıl değişti?
İstinaf başvuru süresi artık hükmün tefhiminden değil, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftadır. Bu değişiklik hak arama özgürlüğünü güçlendirmiştir.
HAGB kararlarına karşı istinaf yolu açık mı?
Evet. Yeni düzenleme ile HAGB kararları da istinaf denetimine tabi hale gelmiştir ve BAM tarafından esastan incelenir.
Ceza mahkemesi kararı hukuk davasını bağlar mı?
Ceza mahkemesinin maddi vakıa tespitleri hukuk hakimini bağlar. Ancak kusur oranı ve zarar miktarı yönünden hukuk hakimi serbest değerlendirme yapar.
İstinaf sürecinde stratejik olarak nelere dikkat edilmeli?
Öncelikle bozma kararının kanuni sınırlara dayanıp dayanmadığı incelenmelidir. Yetki aşımı varsa hükümsüzlük iddiası ciddi bir usul imkânı doğurur.