İİK 89/3 Uyarınca Açılan Menfi Tespit Davasında Vekâlet Ücreti: Harç Maktu, Vekâlet Ücreti Nispidir.

İİK 89/3 Uyarınca Açılan Menfi Tespit Davasında Vekâlet Ücreti: Harç Maktu, Vekâlet Ücreti Nispidir.

Üçüncü kişiye gönderilen haciz ihbarnameleri, icra hukukunda alacaklının en etkili araçlarından biridir. Aynı zamanda, borçluyla hiçbir ilişkisi olmayan kişiler için ciddi bir tehlike de taşır. Birinci ve ikinci haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmeyen üçüncü kişi, borçlu olmadığı bir tutarı ödemek zorunda kalabilir. Kanun koyucu bu kişilere üçüncü haciz ihbarnamesi üzerine menfi tespit davası açma imkânı tanımış, davayı kolaylaştırmak için de bu davaları maktu harca tabi tutmuştur. Uygulamada ise tartışma bu noktada başlamıştır: Harcı maktu olan bir davada vekâlet ücreti de maktu mu olmalıdır?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.04.2021 tarihli ve 2017/(19)11-946 Esas, 2021/540 Karar sayılı kararıyla bu soruyu açıkça yanıtlamıştır. Kurula göre İcra ve İflâs Kanunu'nun (İİK) 89/3. maddesindeki maktu harç düzenlemesi, yalnızca iyiniyetli üçüncü kişinin davayı kolayca açabilmesi için getirilmiştir. Davanın konusu bir bedel olduğundan vekâlet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne (AAÜT) göre nispi olarak belirlenmelidir. Karar, yargılama giderlerine mahkemece re'sen hükmedilmesi gerektiğini de bir kez daha vurgulamıştır.

Haciz İhbarnamesi Kurumu ve Üçüncü Kişinin Hukuki Durumu

Borçlunun üçüncü kişideki alacağı, hamiline yazılı ya da ciro edilebilir bir senede bağlı değilse, İİK'nın 89. maddesindeki usulle haczedilir. Borçlunun üçüncü kişi elindeki taşınır malları için de aynı usul uygulanır. Bu usulde icra dairesi, borcu olan gerçek ya da tüzel kişiye artık yalnızca icra dairesine ödeme yapabileceğini, takip borçlusuna yapılan ödemenin geçerli olmayacağını bildirir. Malı elinde bulunduran üçüncü kişiye ise malı yalnızca icra dairesine teslim edebileceği, borçluya vermesi hâlinde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağı ihtar edilir. Uygulamada bu bildirime birinci haciz ihbarnamesi denir.

Süreç üç aşamada ilerler.

  • Birinci haciz ihbarnamesi: Üçüncü kişi borcu olmadığını, malın elinde bulunmadığını, borcun ihbarnameden önce ödendiğini, malın tüketildiğini ya da kusuru olmadan telef olduğunu, malın borçluya ait olmadığını, malın kendisine rehnedildiğini ya da alacağın borçluya veya onun gösterdiği yere ödendiğini ileri sürüyorsa, bunu tebliğden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı ya da sözlü olarak bildirmek zorundadır.

  • İkinci haciz ihbarnamesi: Yedi gün içinde itiraz edilmezse mal üçüncü kişinin elinde, borç da zimmetinde sayılır. Bu durum ikinci bir ihbarnameyle bildirilir. Üçüncü kişiye bu ihbarnameye de tebliğden itibaren yedi gün içinde aynı sebeplerle itiraz etme imkânı tanınır. İtiraz etmezse zimmetinde sayılan borcu ödemesi ya da elinde sayılan malı teslim etmesi istenir.

  • Üçüncü haciz ihbarnamesi: İkinci ihbarnameye de süresinde itiraz etmeyen, ödeme ya da teslim de yapmayan üçüncü kişiye, on beş gün içinde parayı ödemesi, malı teslim etmesi ya da bu süre içinde menfi tespit davası açması gerektiği bildirilir. Aksi hâlde zimmetinde sayılan borcu ödemeye ya da malı teslime zorlanacağı da ihtar edilir.

Hukuk Genel Kurulu'nun 2022/62 Esas, 2023/464 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, birinci ihbarnameye itiraz edilmemesiyle doğan "borcun zimmette sayılması" karinesi kesin değildir. Üçüncü kişi ikinci ihbarnameye itiraz ederek bu karineyi ortadan kaldırabilir. İkinci ihbarname, adeta birinci ihbarnamenin bütün sonuçlarıyla tekrarlanması niteliğindedir. Birinci ya da ikinci ihbarnameye süresinde itiraz edilmişse üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilemez. Aynı karara göre İİK m. 89'daki usul tamamlanmadan, birinci ihbarnameye itiraz edilmedi diye üçüncü kişiye doğrudan muhtıra gönderilerek ödeme istenmesi de mümkün değildir.

İİK 89/3 Kapsamındaki Menfi Tespit Davasının Özellikleri

Kanun koyucu, üçüncü haciz ihbarnamesine karşı açılacak menfi tespit davasını genel menfi tespit davasından farklı kurallara bağlamıştır.

  • Dava süresi: Dava, üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren on beş gün içinde açılmalıdır.

  • Yetkili mahkeme: Dava, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde ya da üçüncü kişinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.

  • İcra işlemlerinin durması: Üçüncü kişi, davayı süresinde açtığını gösteren belgeyi bildirim tarihinden itibaren yirmi gün içinde icra dairesine teslim ederse, hakkındaki cebri icra işlemleri verilecek kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde İİK'nın 106. maddesindeki satış isteme süreleri işlemez.

  • İspat yükü: Üçüncü kişi, takip borçlusuna borçlu olmadığını ya da malın takip borçlusuna ait olmadığını ispatla yükümlüdür.

  • Tazminat yaptırımı: Davayı kaybeden üçüncü kişi, dava konusunun yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.

  • Harç: Bu fıkraya göre açılan menfi tespit davaları maktu harca tabidir.

Hükmün gerekçesi, maktu harç düzenlemesinin amacını da açıklamaktadır. Alacaklı ve icra dairesi, borçlunun üçüncü kişideki alacağının haczini isterken böyle bir alacağın gerçekten var olup olmadığını denetleyemez. Kanun koyucu, bazı alacaklıların bu durumu kullanarak üçüncü kişilere haciz ihbarnameleri gönderttiğini ve itiraz ile dava hakkının kullanılmaması ihtimalinden yararlanmayı amaçladığını tespit etmiştir. Bu nedenle süreyi kaçıran üçüncü kişilere üçüncü bir bildirimle dava hakkı tanınmış, davanın maktu harca tabi tutulmasıyla da iyiniyetli üçüncü kişilerin iddialarını kolayca ispatlayabilmesi hedeflenmiştir. Gerekçede ayrıca üçüncü kişiye, borçludan ve kötüniyetli alacaklıdan paranın ya da malın iadesini isteme imkânı tanındığı belirtilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu Önüne Gelen Somut Uyuşmazlık

Somut olayda davalı kurum lehine, dava dışı kişiler aleyhine yürütülen icra takibinde davacıya İİK'nın 89. maddesine göre birinci ve ikinci haciz ihbarnameleri gönderilmiştir. Davacı bunlara itiraz etmeyince üçüncü haciz ihbarnamesi tebliğ edilmiştir. Davacı, davalı kuruma herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek menfi tespit davası açmıştır.

Yargılama birkaç aşamadan geçmiştir.

  1. İlk karar: İlk derece mahkemesi, davalının taraf sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle davayı husumet yokluğundan reddetmiştir.

  2. İlk bozma: Kapatılan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 15.01.2013 tarihli ve 2012/15793 Esas, 2013/610 Karar sayılı kararıyla bu hükmü bozmuştur. Takip dava dışı bir şirket tarafından başlatılmış olsa da davalı vekilinin beyanıyla alacaklı sıfatı davalı kuruma geçmiş, üçüncü haciz ihbarnamesinde de alacaklı olarak davalı kurum gösterilmiştir. Bu nedenle davalı kurum, hem alacaklı hem de davalı sıfatına sahiptir.

  3. İkinci karar: Mahkeme, bozmaya uyduktan sonra davayı ispatlanamadığı gerekçesiyle reddetmiştir. Davalı lehine ise tarifeye göre 1.500,00 TL maktu vekâlet ücretine hükmetmiştir.

  4. İkinci bozma: Özel Daire, 20.11.2014 tarihli ve 2014/11520 Esas, 2014/16631 Karar sayılı kararıyla davacının bütün, davalının ise bir kısım temyiz itirazlarını reddetmiştir. Buna karşın, dava reddedildiği hâlde kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine nispi yerine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesini hatalı bulmuştur. Davalının yargılama sırasında yaptığı giderler hakkında karar verilmemesini de usul ve yasaya aykırı saymıştır.

  5. Direnme: Mahkeme, önceki gerekçelerini genişleterek direnme kararı vermiştir.

Hukuk Genel Kurulu önündeki uyuşmazlık iki noktada toplanmıştır. Birincisi, davalı lehine maktu mu yoksa nispi mi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğidir. İkincisi, mahkemenin yargılama giderleri hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar vermesinin zorunlu olup olmadığıdır.

Maktu Harç Nispi Vekâlet Ücretine Engel Değildir

Kararın en önemli tespiti, harç ile vekâlet ücretinin birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğidir. İlk derece mahkemesi, dava maktu harca tabi olduğu için vekâlet ücretinin de maktu olması gerektiğini kabul etmiştir. Hukuk Genel Kurulu bu yaklaşımı isabetsiz bulmuştur.

Kurula göre İİK'nın 89/3. maddesindeki harç düzenlemesinin tek amacı, iyiniyetli üçüncü kişilerin kolayca menfi tespit davası açıp iddialarını ispatlayabilmesidir. Bu düzenleme davanın niteliğini değiştirmez. Dava bir bedelin, yani haciz ihbarnamesiyle zimmette sayılan borcun varlığına ilişkindir. Bu nedenle mahkemenin hükmedeceği vekâlet ücreti, karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin üçüncü kısmına göre belirlenecek nispi vekâlet ücretidir.

Bu yaklaşım, harç ile vekâlet ücretinin farklı işlevlerine de uygundur. Harç, devlete ödenen ve yargı hizmetinden yararlanmanın karşılığı olan bir mali yükümlülüktür. Kanun koyucu dava açmayı kolaylaştırmak için bu yükü hafifletmiştir. Vekâlet ücreti ise davada haklı çıkan tarafın avukatlık hizmeti için katlandığı giderin karşılığıdır ve miktarı, uyuşmazlığın ekonomik değerine göre belirlenir. Harçtaki kolaylık, dava değerini ortadan kaldırmadığı gibi haklı çıkan tarafın bu değere göre hesaplanan ücrete ulaşmasına da engel olmaz.

Vekâlet Ücreti de Bir Yargılama Gideridir

Hukuk Genel Kurulu, meseleyi yargılama giderlerine ilişkin genel kurallar çerçevesinde de değerlendirmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 326. maddesine göre kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderleri, aleyhine hüküm verilen taraftan alınır. Taraflardan her biri kısmen haklı çıkarsa giderler haklılık oranına göre paylaştırılır. Aleyhine hüküm verilen birden fazla kişi varsa mahkeme giderleri aralarında paylaştırabilir ya da bu kişileri müteselsilen sorumlu tutabilir. Mülga 1086 sayılı HUMK'un 417. maddesi de aynı ilkeyi içermekteydi.

Bu kuralın istisnası HMK'nın 327. maddesidir. Buna göre gereksiz yere davanın uzamasına ya da gider yapılmasına sebep olan taraf, lehine karar verilmiş olsa bile karar ve ilam harcı dışındaki yargılama giderlerinin tamamını ya da bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. Ayrıca davada sıfatı olmadığı hâlde davacıyı yanıltarak kendisine karşı dava açılmasına sebep olan kişi lehine, davanın sıfat yokluğundan reddi hâlinde yargılama giderine hükmedilemez.

Kurulun bu çerçevede vurguladığı ilkeler şunlardır.

  • Vekâlet ücreti, HMK'nın 323/ğ maddesine (mülga HUMK m. 423/6) göre yargılama giderlerindendir.

  • Vekille takip edilen davalarda kanuna göre belirlenecek vekâlet ücretine taraf lehine hükmedilir (HMK m. 330).

  • Yargılama giderlerine mahkemece re'sen hükmedilir (HMK m. 332/1). 29.05.1957 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi, avukatlık ücreti de diğer yargılama giderleri gibi kendiliğinden hükme bağlanır.

  • Mahkemenin davayı kaybeden tarafı yargılama giderlerine mahkûm etmesi için karşı tarafın bunu talep etmesi gerekmez.

  • Yargılama giderleri; davayı kazanan tarafın peşin ödediği harç ve masrafları, dava sonunda ödenmesi gereken harç ve masrafları ve vekâlet ücretini kapsar.

Gider Avansı Hakkında Hüküm Kurulmaması Bozma Sebebidir

Somut olayda davalı, 01.10.2013 tarihinde bilirkişi incelemesi için 1.300,00 TL gider avansı yatırmıştır. Dava reddedildiği hâlde mahkeme, bu tutarın davacıdan alınarak davalıya verilmesi yönünde hüküm kurmamıştır. Hukuk Genel Kurulu bu eksikliği hem HMK'nın 326. ve 332/1. maddelerine hem de hükmün kapsamını düzenleyen HMK'nın 297/1-ç maddesine aykırı bulmuştur.

Bu tespit uygulama açısından önemlidir. Davayı kazanan tarafın yaptığı bilirkişi, tanık, keşif ve tebligat giderlerinin hükümde gösterilmemesi, talep edilmemiş olsa bile başlı başına bozma sebebidir. Mahkeme yargılama giderlerini kimin, hangi oranda ve hangi tutarda ödeyeceğini hükmün içinde açıkça göstermelidir.

Kesinleşen Yönler ve Temyizde Hukuki Yarar

Karar, direnme sonrası temyiz incelemesinin sınırlarını da göstermektedir.

Davacının temyizi: Davacının temyiz itirazları, ikinci bozma kararında Özel Daire tarafından incelenip reddedilmiş ve kesinleşmiştir. Hukuki yarar, dava şartı olduğu gibi temyiz için de aranan bir şarttır. Kesinleşen yönlere karşı yeniden temyize başvurmakta hukuki yarar bulunmadığından, davacının temyiz istemi hukuki yarar yokluğundan reddedilmiştir.

Tazminat istemi: Davalı, İİK m. 89/3 uyarınca davacı aleyhine tazminata hükmedilmesi gerektiğini de ileri sürmüştür. Ancak bu istem Özel Daire bozma kararında reddedilip kesinleştiği için davalının bu yöndeki temyiz itirazı yerinde görülmemiştir. Kanunda tazminat yaptırımı düzenlenmiş olsa da, bir kanun yolu aşamasında reddedilip kesinleşen istem sonraki aşamada yeniden gündeme getirilemez.

Maddi hata: Dava tarihi 01.11.2010 olduğu hâlde gerekçeli karar başlığında 26.06.2015 olarak yazılmıştır. Kurul, bu hatanın mahallinde düzeltilebilecek bir maddi hata olduğunu kabul etmiş ve ayrıca bozma sebebi yapmamıştır.

Sonuç olarak Hukuk Genel Kurulu, Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken direnilmesini usul ve yasaya aykırı bulmuştur. Direnme kararı, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanan 1086 sayılı HUMK'un 429. maddesi gereğince oy birliğiyle bozulmuştur.

Dava Üçüncü Kişi Lehine Sonuçlanırsa: Madalyonun Öteki Yüzü

2021 tarihli karar, davası reddedilen üçüncü kişinin davalı alacaklıya nispi vekâlet ücreti ödemesine ilişkindir. Aynı ilkenin tersi, yani davayı kazanan üçüncü kişinin durumu da Yargıtay tarafından açıklığa kavuşturulmuştur.

Uygulamada bazı ilk derece mahkemeleri, üçüncü kişinin birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine itiraz etmeyerek davanın açılmasına kendisinin sebep olduğunu kabul etmiştir. Bu mahkemeler dava kabul edilse bile giderleri davacı üzerinde bırakmış ve davacı lehine vekâlet ücretine hükmetmemiştir. Hukuk Genel Kurulu, 17.05.2023 tarihli ve 2022/62 Esas, 2023/464 Karar sayılı kararıyla bu yaklaşımı kabul etmemiştir.

Kurula göre İİK m. 89/3'teki menfi tespit davası bakımından yargılama giderlerinden sorumluluk konusunda HMK'nın 326. maddesinden farklı bir düzenleme bulunmamaktadır. Dava tamamen ya da kısmen kabul edildiğinde üçüncü kişiyi, sırf ilk iki ihbarnameye itiraz etmediği için giderlerden sorumlu tutmak hem HMK'nın 326. maddesine aykırıdır hem de İİK m. 89/3'te açıkça tanınan dava hakkını kısıtlar. Bu nedenle menfi tespit davası üçüncü kişi lehine sonuçlanmışsa, onun yararına yargılama giderlerine ve vekâlet ücretine hükmedilmelidir.

Aynı kararda alacaklıya da bir çıkış yolu gösterilmiştir. HMK'nın 312/2. maddesine göre davanın açılmasına kendi davranışıyla sebep olmayan ve ilk duruşmada davacının talebini kabul eden davalı, yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez. Kurul, üçüncü kişinin itiraz etmeyerek davaya kendisinin yol açtığını kabul etmiş ve alacaklının bu nedenle 312/2. madde imkânından yararlanabileceğini belirtmiştir. Kurula göre giderlerden sorumlu olmak istemeyen alacaklı, davayı ön inceleme duruşmasına kadar tamamen ya da haksız olduğunu bildiği kısım yönünden kabul etmelidir. Böyle bir kabul yoksa alacaklı, dava kabul edildiğinde giderlerin tamamından, kısmen kabul edildiğinde ise haksız çıktığı oranda sorumlu olur. İlk duruşmada davayı kabul etmeyip sonraki bir duruşmada kabul etmek, alacaklıyı giderlerden kurtarmaz.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu ilkeyi sonraki kararlarında uygulamış ve nispi vekâlet ücretinin hangi tutar üzerinden hesaplanacağını da netleştirmiştir.

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2023/1662 Esas, 2023/3809 Karar, 19.12.2023: Üçüncü kişiler, ilk iki ihbarnamenin usulsüz tebliğ edildiği iddiasıyla icra mahkemesinde şikâyet yoluna gitmiş, bu süreç devam ederken üçüncü ihbarname üzerine menfi tespit davası açmıştır. Dava sonradan konusuz kalmıştır. Bölge adliye mahkemesi, dava açıldığı tarihte ihbarnameler geçerli olduğundan davacıların dava açmakta haklı ve hukuki yararlarının bulunduğunu kabul etmiştir. Davalı alacaklının davanın açılmasına sebep olduğunu belirterek, haciz ihbarnamelerinde bildirilen tutar üzerinden nispi vekâlet ücretinin davalıdan alınmasına karar vermiştir. Daire, üçüncü kişinin ilk iki ihbarnameye itiraz etmemesinin onu giderlerden sorumlu kılmayacağını belirterek kararı onamıştır.

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2025/2274 Esas, 2025/6053 Karar, 10.12.2025: İlk derece mahkemesi menfi tespit davasını kabul etmiş, ancak davanın açılmasında kusuru bulunmadığı gerekçesiyle davalı alacaklı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmetmemiştir. Bölge adliye mahkemesi bu kısmı kaldırmıştır. Haciz ihbarnamelerinde bildirilen 1.705.840,60 TL üzerinden AAÜT'ye göre hesaplanan nispi vekâlet ücretinin davalı alacaklıdan alınmasına karar vermiştir. Davalı alacaklı, icra dosyasının güncel hesabının çok daha düşük olduğunu ve ihbarnamedeki tutarın icra dairesinin hatasından kaynaklandığını ileri sürmüştür. Daire bu itirazları reddetmiş ve Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/464 Karar sayılı kararına atıf yaparak bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır.

Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde İİK m. 89/3 davasının iki yönlü bir risk taşıdığı görülür. Davayı kim kaybederse karşı tarafa, uyuşmazlığın değeri üzerinden hesaplanan nispi vekâlet ücretini ödemek durumunda kalır. Onanan bölge adliye mahkemesi kararlarında bu değer olarak haciz ihbarnamesinde bildirilen tutar esas alınmıştır.

Lehe ve Aleyhe Durumlar

Davalı alacaklı açısından

  • Dava reddedilirse alacaklı lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilir. Harcın maktu olması bu sonucu değiştirmez (HGK 2021/540 K.).

  • Alacaklının yaptığı bilirkişi ve diğer giderler, talep olmasa bile hükümde gösterilmelidir. Gösterilmemesi bozma sebebidir.

  • Buna karşılık dava kabul edilirse alacaklı, haciz ihbarnamesinde bildirilen tutar üzerinden nispi vekâlet ücreti ödemek zorunda kalabilir. İcra dosyasındaki güncel borcun daha düşük olduğu itirazı, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2025/6053 Karar sayılı onama kararında sonucu değiştirmemiştir.

  • Alacaklı, üçüncü kişinin haklı olduğunu biliyorsa davayı ilk duruşmada, en geç ön inceleme duruşmasına kadar kabul ederek yargılama giderlerinden kurtulabilir (HMK m. 312/2, HGK 2023/464 K.). Bu imkân kaçırılırsa sonraki kabul giderlerden sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Davacı üçüncü kişi açısından

  • Dava maktu harçla açılır. Bu, başvuru aşamasında önemli bir kolaylıktır.

  • Dava kabul edilirse, ilk iki ihbarnameye itiraz etmemiş olsa bile üçüncü kişi lehine nispi vekâlet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilir (HGK 2023/464 K.).

  • Buna karşılık ispat yükü üçüncü kişidedir. Takip borçlusuna borçlu olmadığını ya da malın takip borçlusuna ait olmadığını kendisi ispatlamak zorundadır.

  • Dava reddedilirse üçüncü kişi, dava konusunun yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata ve ayrıca alacaklı lehine nispi vekâlet ücretine mahkûm edilebilir. Harç avantajı, davayı kaybetmenin mali sonuçlarını hafifletmez.

  • İcra işlemlerinin durması için dava açıldığına ilişkin belgenin yirmi gün içinde icra dairesine verilmesi gerekir. Bu süre kaçırılırsa dava devam etse bile icra işlemleri durmaz.

Uygulamaya Etkisi

Hukuk Genel Kurulu'nun 2021 tarihli kararı, İİK m. 89/3'teki maktu harç düzenlemesinin yalnızca harçla sınırlı bir kolaylık olduğunu ortaya koymuştur. Bu kolaylık, vekâlet ücretinin hesaplanma yöntemini etkilemez. Tarafların ve mahkemelerin, harç ile vekâlet ücretini aynı ölçüte bağlama eğiliminden kaçınması gerekir.

Üçüncü kişi vekilleri için dava açma kararı, dava ekonomisi açısından ciddi bir değerlendirmeyi gerektirir. Maktu harç, davanın düşük maliyetli olduğu izlenimini verebilir. Ancak davanın kaybedilmesi hâlinde hem en az yüzde yirmi oranında tazminat hem de nispi vekâlet ücreti gündeme gelecektir. Borçsuzluğu gösteren belgeler, ticari defterler ve banka kayıtları dava açılmadan önce hazırlanmalıdır.

Alacaklı vekilleri açısından ise haciz ihbarnamesi talep edilen tutarın gerçekçi belirlenmesi önem kazanmıştır. Borçlunun üçüncü kişiden gerçekten alacaklı olduğu somut bir veriye dayanmadan yüksek tutarlı ihbarname gönderilmesi, dava kabul edildiğinde bu tutar üzerinden nispi vekâlet ücreti ödenmesi riskini doğurur. Dava açıldığında üçüncü kişinin savunması ve delilleri erkenden değerlendirilmeli, haklılık ihtimali yüksekse HMK m. 312/2 imkânı zamanında kullanılmalıdır.

Her iki taraf açısından da hükmün yargılama giderleri kısmı mutlaka denetlenmelidir. Vekâlet ücretinin maktu olarak belirlenmesi, gider avansı ya da bilirkişi ücretinin hükümde gösterilmemesi ve itiraz etmeme gerekçesiyle giderlerin haklı çıkan tarafa bırakılması, Yargıtay içtihadına göre kanun yoluna başvurulmasını gerektiren hatalardır.

Sonuç

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/(19)11-946 Esas, 2021/540 Karar sayılı kararı ve bu kararı tamamlayan içtihatlar şu ilkeleri ortaya koymaktadır:

  • İİK m. 89/3 uyarınca açılan menfi tespit davası maktu harca tabidir. Ancak bu düzenleme yalnızca iyiniyetli üçüncü kişinin dava açmasını kolaylaştırmaya yöneliktir.

  • Davanın konusu bir bedel olduğundan vekâlet ücreti, karar tarihindeki AAÜT'nin üçüncü kısmına göre nispi olarak belirlenmelidir.

  • Vekâlet ücreti bir yargılama gideridir. Yargılama giderlerine, talep olmasa bile mahkemece re'sen hükmedilir.

  • Haklı çıkan tarafın yatırdığı gider avansı ve bilirkişi ücreti hükümde gösterilmelidir. Gösterilmemesi HMK m. 326, 332/1 ve 297/1-ç'ye aykırıdır.

  • Dava üçüncü kişi lehine sonuçlanırsa, ilk iki ihbarnameye itiraz etmemiş olması gerekçesiyle yargılama giderleri üçüncü kişiye yükletilemez. Onun lehine de vekâlet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilir.

  • Alacaklı, davayı ilk duruşmada kabul ederek giderlerden kurtulabilir. Sonraki bir aşamada yapılan kabul bu sonucu doğurmaz.

  • Kanun yolunda reddedilip kesinleşen yönler, sonraki temyiz aşamasında yeniden tartışılamaz. Bu yönlere karşı temyizde hukuki yarar yoktur.

Uygulayıcılar için izlenecek yol şudur: Üçüncü kişi vekili, borçsuzluğunu kanıtlayacak delilleri dava açmadan önce toplamalı ve tazminat ile nispi vekâlet ücreti riskini müvekkiline açıkça anlatmalıdır. Alacaklı vekili, ihbarname tutarını gerçekçi belirlemeli ve haklılık ihtimalini ön inceleme aşamasından önce değerlendirmelidir. Her iki taraf da hükmün yargılama giderleri ve vekâlet ücreti kısmını ayrı bir temyiz ya da istinaf sebebi olarak ele almalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

İİK 89/3 uyarınca açılan menfi tespit davasında harç nasıl alınır?

Kanun bu davaları açıkça maktu harca tabi tutmuştur. Amaç, iyiniyetli üçüncü kişinin dava açarken yüksek bir harç yüküyle karşılaşmamasıdır.

Harç maktu olduğuna göre vekâlet ücreti de maktu mu olur?

Hayır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre maktu harç düzenlemesi yalnızca dava açmayı kolaylaştırmak içindir. Davanın konusu bir bedel olduğundan vekâlet ücreti AAÜT'nin üçüncü kısmına göre nispi olarak belirlenir.

Nispi vekâlet ücreti hangi tutar üzerinden hesaplanır?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin onadığı bölge adliye mahkemesi kararlarında, dava değeri olarak haciz ihbarnamelerinde bildirilen tutar esas alınmıştır. İcra dosyasının güncel hesabının daha düşük olduğu itirazı bu sonucu değiştirmemiştir.

İlk iki haciz ihbarnamesine itiraz etmeyen üçüncü kişi davayı kazanırsa vekâlet ücreti alabilir mi?

Evet. Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/464 Karar sayılı kararına göre üçüncü kişi, sırf itiraz etmediği için yargılama giderlerinden sorumlu tutulamaz. Dava lehine sonuçlanırsa onun yararına vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilir.

Alacaklı yargılama giderlerinden nasıl kurtulabilir?

Alacaklı, üçüncü kişinin iddiasını ilk duruşmada, en geç ön inceleme duruşmasına kadar kabul ederse HMK m. 312/2 uyarınca yargılama giderlerini ödemekten kurtulur. Daha sonraki bir duruşmada yapılan kabul bu sonucu doğurmaz.

Üçüncü kişi davayı kaybederse hangi sonuçlarla karşılaşır?

Dava konusunun yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir. Buna ek olarak alacaklı lehine nispi vekâlet ücretini ve yargılama giderlerini de öder.

Mahkeme yargılama giderleri hakkında karar vermezse ne olur?

Yargılama giderlerine talep olmasa bile re'sen hükmedilmelidir. Haklı çıkan tarafın yatırdığı gider avansı ya da bilirkişi ücreti hakkında hüküm kurulmaması, HMK m. 326, 332/1 ve 297/1-ç'ye aykırıdır ve bozma sebebidir.