Ceza Hukuku

Ceza Muhakemesinde Statüler: Şüpheli, Sanık, Tutuklu ve Hükümlü

Ceza muhakemesi sürecinde bir kişi hakkında kullanılan kavramlar, yargılamanın hangi aşamasında bulunulduğuna ve kişi hakkında verilen kararların niteliğine göre değişmektedir. Şüpheli, sanık, tutuklu, hükümlü ve hükümözlü kavramları, ceza yargılamasında sıkça karşılaşılan ve birbirinden hukuki sonuçları itibarıyla ayrılan statülerdir. Bu kavramların her biri, kişinin özgürlüğü, hakları ve yargılamadaki konumunu belirleyen hukuki sıfatları ifade etmektedir.

Soruşturma Evresinde Kişinin Statüsü: Şüpheli

Ceza muhakemesinde suç işlendiğine dair bir ihbar, şikâyet veya başka bir şekilde suç şüphesinin öğrenilmesiyle birlikte soruşturma evresi başlar. Bu evrede, Cumhuriyet savcısı tarafından hakkında soruşturma yürütülen ve suçu işlediği yönünde şüphe bulunan kişi, “şüpheli” olarak adlandırılır.

Şüpheli sıfatı, kişinin özgürlüğünün kısıtlanıp kısıtlanmamasına bağlı değildir. Hakkında tutuklama veya gözaltı tedbiri uygulanmış olması ya da tutuksuz şekilde soruşturmanın yürütülmesi, bu sıfatı değiştirmez. Delillerin kuvveti ne düzeyde olursa olsun, iddianame düzenlenip mahkemece kabul edilinceye kadar kişi hukuken şüpheli konumundadır. Uygulamada ve özellikle medyada bu kişiler için “zanlı” ifadesi kullanılsa da, ceza muhakemesi bakımından doğru hukuki terim “şüpheli”dir.

Şüphelinin Ceza Muhakemesindeki Temel Hakları

Şüpheli, soruşturma evresinde birtakım temel haklara sahiptir. Öncelikle, hakkında yürütülen soruşturmanın konusu ve isnat edilen suç kendisine bildirilmelidir. Şüpheli, savunmasını etkili biçimde yapabilmesi için bir avukatın hukuki yardımından yararlanma hakkına sahiptir. Maddi imkânlarının yetersiz olması hâlinde, kendisine baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.

Yakalama veya gözaltı gibi özgürlüğü kısıtlayan bir işlem uygulanmışsa, şüphelinin yakınlarından belirlediği bir kişiye bu durumun derhâl bildirilmesi gerekir. Şüpheli ayrıca susma hakkına sahiptir ve bu hakkını kullanması aleyhine yorumlanamaz. Şüpheden kurtulabilmek amacıyla lehine olan delillerin toplanmasını talep etme ve bu delilleri ileri sürme hakkı da şüpheliye tanınmıştır.

Şüpheli hakkında, somut delillerin varlığı ve zorunluluk hâlinde yakalama veya gözaltına alma işlemleri uygulanabilir. Gözaltı, kişinin hâkim önüne çıkarılıncaya kadar kolluk tarafından geçici olarak özgürlüğünün kısıtlanmasını ifade eder.

Kovuşturma Aşamasında Kişinin Statüsü: Sanık

Soruşturma sonucunda, şüpheli hakkında kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli delil elde edilmesi hâlinde Cumhuriyet savcısı tarafından iddianame düzenlenir. Bu iddianamenin yetkili ve görevli mahkemece kabul edilmesiyle birlikte kovuşturma evresi başlar. Bu aşamadan itibaren, daha önce şüpheli sıfatını taşıyan kişi “sanık” olarak anılır.

Sanık sıfatı, iddianamenin kabulüyle başlar ve mahkeme tarafından verilen hükmün kesinleşmesine kadar devam eder. Bu süre boyunca kişi hâlen suç şüphesi altında bulunmakta olup, hakkında kesin bir mahkûmiyet kararı bulunmamaktadır.

Sanığın Kovuşturma Sürecindeki Hakları

Sanık, soruşturma aşamasında şüpheliye tanınan temel haklardan kovuşturma aşamasında da yararlanır. Kendisine yöneltilen suç isnadı, anlayabileceği bir dilde ve mümkün olan en kısa sürede açıklanmalıdır. Sanığın da bir avukatın hukuki yardımından yararlanma hakkı vardır ve maddi imkânsızlık hâlinde baro tarafından müdafi atanır.

Yakalama işlemi uygulanmışsa, sanığın yakınlarına haber verilmesini isteme hakkı bulunmaktadır. Sanık, susma hakkına sahiptir ve savunmasını desteklemek amacıyla delil toplanmasını talep edebilir.

Yargılama Sürecinde Özgürlüğü Kısıtlanan Kişi: Tutuklu

Tutuklama, ceza muhakemesinde kişi özgürlüğünü sınırlayan en ağır koruma tedbirlerinden biridir. Soruşturma veya kovuşturma devam ederken, kaçma şüphesi, delilleri yok etme veya karartma ihtimali gibi nedenlerle özgürlüğü kısıtlanarak tutukevine konulan kişi “tutuklu” olarak adlandırılır.

Tutukluluk, kesin bir ceza anlamına gelmez ve geçici nitelikte bir tedbirdir. Bu nedenle tutuklu kişi, hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmayan şüpheli veya sanıktır.

Tutuklu Kişinin Hukuki Güvenceleri

Tutuklu, masumiyet karinesinden yararlanmaya devam eder. Kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmadığı sürece suçsuz kabul edilir. Tutuklunun savunma hakkı, susma hakkı ve avukat yardımı alma hakkı vardır. Ayrıca lehine delil toplanmasını isteme imkânına sahiptir.

Tutuklu hakkında verilen hükme karşı istinaf ve temyiz gibi kanun yollarına başvurulabilir. Tutukluluk hâli, mahkûmiyet hükmünün üst mahkeme incelemeleri sonucunda kesinleşmesiyle birlikte sona erer ve bu aşamada kişi hükümlü statüsüne geçer.

Kesinleşmiş Mahkûmiyet Sonrası Statü: Hükümlü

Ceza yargılaması sonunda verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesiyle birlikte kişi “hükümlü” sıfatını kazanır. Bu aşamada artık yargılama süreci tamamlanmış, cezanın infazı aşamasına geçilmiştir.

Tutuklu ile hükümlü arasındaki temel fark, hükümlü hakkında kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyeti bulunmasıdır. Bu nedenle hükümlü, cezasını infaz kurumunda çekmeye başlar.

Hükümlünün İnfaz Sürecindeki Hakları

Hükümlü, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde cezanın infazının ertelenmesini talep edebilir. Ceza infazı, mahkeme kararında belirtilen esaslara uygun olarak yerine getirilmelidir; infaz aşamasında hükümlüye ek yükümlülükler getirilemez.

Hapis cezasının infazı, insan onuruna saygılı maddi ve manevi koşullar altında gerçekleştirilmelidir. Cezaevi idaresi, hükümlülerin yaşam hakkını ve beden ile ruh bütünlüğünü korumakla yükümlüdür. Hükümlü, cezaevi idaresinin veya ilgili kurulların kararlarına karşı İnfaz Hâkimliği’ne başvurma hakkına sahiptir.

Kesinleşmemiş Mahkûmiyetle Tutukluluk: Hükümözlü (Hükmen Tutuklu)

Hükümözlü, yerel mahkeme tarafından hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş olmakla birlikte, bu karar henüz kesinleşmeden tutukluluğu devam eden kişidir. Dosyası istinaf veya temyiz incelemesinde olan ve hâlen tutuklu bulunan kişiler bu statüde kabul edilir.

“Hükümözlü” kavramı kanunlarda açıkça tanımlanmış bir terim değildir. Uygulamada ceza infaz kurumlarında yapılan sınıflandırmalar çerçevesinde ortaya çıkmıştır. Bu kavram, ilk derece mahkemesince mahkûmiyet kararı verilmiş ancak cezası kesinleşmemiş sanıklar için kullanılmaktadır. Yargıtay kararlarında da bu kişiler için sıklıkla “hükmen tutuklu” ifadesine yer verilmektedir.

Hükümözlü statüsünde bulunan kişiler bakımından koşullu salıverilme, denetimli serbestlik veya açık ceza infaz kurumuna ayrılma gibi infaz rejimine ilişkin uygulamalar geçerli değildir.