Borcun İlamlı İcra Takibinin Başlamasından Önce Ödendiğinden Alacaklının Haberdar Edilmemesi

Borcun İlamlı İcra Takibinin Başlamasından Önce Ödendiğinden Alacaklının Haberdar Edilmemesi

İlamlı icra takibine konu bir borcun, takip tarihinden önce ödenmiş olması, uygulamada sıklıkla takibin iptalini gerektirdiği iddiasıyla icra mahkemelerinin önüne gelmektedir. Ancak borcun takipten önce ödenmiş olması tek başına, başlatılan icra takibinin hukuka aykırı olduğu anlamına gelmemektedir. Bu noktada, ödemenin alacaklıya bildirilip bildirilmediği ve ödemenin hukuki mahsubunun nasıl yapılacağı belirleyici hale gelmektedir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 03.06.2013 tarihli kararında da bu husus açık biçimde ele alınmış; borcun takipten önce ödendiği iddiasının, hangi koşullarda hukuki sonuç doğuracağı ortaya konulmuştur.

Borcun Takipten Önce Ödenmesi ve Alacaklının Bilgilendirilmesi

Somut olayda borçlu, ilamda hüküm altına alınan borcun bir kısmını, ilamlı icra takibinin başlatılmasından önce alacaklı adına açılan bir hesaba yatırmıştır. Ne var ki Yargıtay, ödemenin tarihinden ziyade alacaklının bu ödemeden ne zaman haberdar edildiğini esas almıştır.

Kararda açıkça vurgulandığı üzere, borçlunun ödeme yaptığını ileri sürmesi tek başına yeterli değildir. Ödemenin, takipten önce alacaklıya bildirildiği veya alacaklının bu ödemeden haberdar olduğunun belgeyle ispatlanması gerekmektedir. Bu yönde bir ispat bulunmadığı sürece, alacaklının ilamlı icra takibi başlatması usule aykırı kabul edilemez.

Dolayısıyla Yargıtay’a göre, takipten önce ödeme yapılmış olsa dahi, alacaklının bu ödemeden haberdar edilmediği durumda, icra takibi hukuka uygun şekilde başlatılmış sayılır.

Kısmi Ödeme ve Mahsup Sırası

Kararın bir diğer önemli yönü, yapılan ödemenin hangi alacağa mahsup edileceği noktasında toplanmaktadır. Yargıtay, bu değerlendirmesini Türk Borçlar Kanunu’nun 100. maddesi çerçevesinde yapmıştır.

TBK m.100 uyarınca, borçlu kısmi ödeme yaptığında ve açıkça asıl borca mahsup iradesini ortaya koymadığında, yapılan ödeme öncelikle:

  • işlemiş faize,

  • icra takip harç ve masraflarına

mahsup edilir.

Bu bağlamda Yargıtay, somut olayda yapılan ödemenin doğrudan ana borcu ortadan kaldırdığı kabul edilerek takibin tamamen iptal edilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Yapılması gereken, ödemenin yasal mahsup sırası dikkate alınarak takibin hangi miktar üzerinden devam edeceğinin tespit edilmesidir.

Takibin İptali Yerine Devamının Tespiti Gerekliliği

Yargıtay kararında özellikle altı çizilen hususlardan biri de, icra mahkemesinin takibi tümden iptal etmek yerine, gerekirse bilirkişi incelemesi yaptırarak:

  • yapılan ödemenin hangi kalemleri karşıladığı,

  • takip konusu alacaktan ne kadarının kaldığı

hususlarını belirlemesi gerektiğidir.

Bu yönüyle karar, icra mahkemelerinin borcun tamamen sona erip ermediğini değerlendirirken şekli değil, maddi hesaplamaya dayalı bir inceleme yapması gerektiğini ortaya koymaktadır.

Sonuç

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin incelemeye konu kararı; ilamlı icra takibinde borcun takipten önce ödendiği iddiasının, ancak alacaklının bu ödemeden haberdar edilmesi halinde takibin hukuka aykırı sayılabileceğini ortaya koymaktadır. Aksi halde, yapılan ödeme takibi kendiliğinden geçersiz kılmamakta; yalnızca alacak miktarının belirlenmesinde dikkate alınması gereken bir unsur olarak değerlendirilmelidir.

Bu karar, hem borçlular hem de alacaklılar bakımından, ödeme bildiriminin ve mahsup kurallarının icra hukukundaki belirleyici rolünü bir kez daha teyit etmektedir.


YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ

Esas Numarası: 2013/4637
Karar Numarası: 2013/8282
Karar Tarihi: 03.06.2013

BORCUN KISMEN ÖDENMESİ VE ANA BORÇTAN MAHSUP

BORCUN İLAMLI İCRA TAKİBİNİN BAŞLAMASINDAN ÖNCE ÖDENDİĞİNDEN ALACAKLININ HABERDAR EDİLMEMESİ

ÖZET: Borçlunun ödeme iddiasını dayandırdığı belgeler incelendiğinde, ödemenin takip tarihinden önce yapıldığı görülmekte ise de, alacaklının bu ödemeden takipten önce haberdar edildiğine dair bilgi ve belge bulunmadığından, alacaklının takibi başlatmasında usule aykırı bir durum bulunmamaktadır. Bu durumda yapılan ödemenin yasa hükmü gereğince öncelikle faiz, icra takip harç ve masraflarından düşüleceğinin kabulü gerekir. Mahkemece gerektiğinde bilirkişi aracılığı ile takibin hangi miktar üzerinden devam edeceği tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, ödemenin takipten önce yapıldığından bahisle takibin iptali yönünde hüküm tesisi doğru değildir, hükmün bozulması gerekmiştir.

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacı ve davalı taraflarından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR

T.B.K. 100. maddesinde, "borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise kısmen icra eylediği tediyeyi resulmale mahsup edebilir." hükmü yer almaktadır.

Somut olayda Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.07.2012 tarih 2011/459 E. - 193 K. sayılı ilamında, şikayetçi aleyhine 12.467.00 TL'nin dava tarihi 12.10.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline dair hüküm kurulmuş ilamın 04.09.2012 tarihinde infazı için ilamlı takip başlatılarak toplam 15.505,71 TL'nin tahsili talep edilmiştir. Borçlu Banka süresinde İcra Mahkemesi'ne başvurusunda 7.830,75 USD ( 14.275,45 TL'nin ) alacaklı adına şubelerinde açtıkları hesaba 03.09.2012 de yatırıldığı ve 04.09.2012 tarihli yazı ile bildirildiği, borcun takipten önce ödendiğinden ve ilam vekalet ücretine icra vekalet ücreti talep edilemeyeceğinden takibin iptali talebinde bulunulmuştur. Mahkemece alacaklı kendisini vekille temsil ettirdiğinden ilam yargı gideri ve vekalet ücretine, icra vekalet ücreti talebinde bulunmasında bir usulsüzlük olmadığı ancak borcun takipten önce ödendiğinden takibin iptaline karar verilmiştir.

Borçlunun ödeme iddiasını dayandırdığı belgeler incelendiğinde, ödemenin takip tarihinden önce yapıldığı görülmekte ise de, alacaklının bu ödemeden takipten önce haberdar edildiğine dair bilgi ve belge bulunmadığından, alacaklının takibi başlatmasında usule aykırı bir durum bulunmamaktadır

Bu durumda yapılan ödemenin yukarıda açıklanan yasa hükmü gereğince öncelikle faiz, icra takip harç ve masraflarından düşüleceğinin kabulü gerekir. Mahkemece gerektiğinde bilirkişi aracılığı ile takibin hangi miktar üzerinden devam edeceği tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, ödemenin takipten önce yapıldığından bahisle takibin iptali yönünde hüküm tesisi doğru değildir.

SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle 6100 sayılı HMK' nun Geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK nun 428. ve İİK'nun 366 maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre borçlunun temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığını, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3.maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 03.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sıkça Sorulan Sorular

İlamlı icra takibinden önce borcun ödenmesi takibi otomatik olarak geçersiz kılar mı?

Hayır, ödeme yapılmış olsa bile alacaklı bu ödemeden takipten önce haberdar edilmemişse takip hukuka uygundur.

Takipten önce yapılan ödemenin alacaklıya bildirilmesi neden önemlidir?

Alacaklı ödeme bilgisine sahip değilse, icra takibi başlatmasında usule aykırılık oluşmaz.

Kısmi ödeme yapılması halinde ödeme hangi borca mahsup edilir?

Borçlu açıkça ana borca mahsup iradesini bildirmedikçe ödeme önce faiz ve icra masraflarına mahsup edilir.

İcra mahkemesi takipten önce ödeme iddiasında nasıl karar vermelidir?

Takibi tamamen iptal etmek yerine, ödeme sonrası kalan borç miktarını tespit ederek takibin hangi tutar üzerinden devam edeceğini belirlemelidir.

Takibin tamamen iptali hangi durumda mümkün olur?

Borcun tamamının ödendiği ve bu ödemenin takipten önce alacaklıya bildirildiği ispatlanırsa mümkündür.

Yargıtay bu tür uyuşmazlıklarda nasıl bir yaklaşım benimsemektedir?

Yargıtay, ödeme tarihinden çok alacaklının ödeme bilgisinden ne zaman haberdar edildiğini esas almaktadır.